Yıldızlar Dizilirken

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada 25 Ocak 2025’te gezegenlerin dizildiğini hatırlatan bir paylaşıma rastladım.

Geçen yıl bugünlerde bu konunun gündemimizi bir hayli meşgul ettiği günler geldi aklıma.

Bir süredir zihnimizi meşgul eden onca başlık arasında gökyüzüne bakıp durup düşünmenin iyi geldiği günlerdi bunlar.

Uzun yıllardır siyaseten bu ülkede güzel ve kalıcı işler yapılabilmesi için yıldızların dizilmesinin ne kadar önemli olduğunu söyleyip duran biri olarak gezegenlerin dizildiğine dair haberler beni gerçekten heyecanlandırmıştı.

Çünkü siyasette yıldızların dizilmesi tesadüflerin değil koşulların aynı anda mümkün hale gelmesinin ifadesidir.

Toplumun beklentilerinin, zamanın ruhunun, ekonomik zorunlulukların ve siyasal iradenin aynı çizgide buluşmasıdır.

25 Ocak 2025’te gökyüzünde yaşanan bu hizalanma tam da bu yüzden güçlü bir metafor barındırıyordu.

O gün birçok kişi için bu sadece estetik bir doğa olayıydı.

Ama bazı günler vardır ki yaşandığında değil sonradan anlam kazanır.

Bugün bu hizalanmanın yeryüzündeki karşılığını daha net konuşabiliyoruz.

Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesi yıldızların dizilmeye başladığı ilk adımdır.

Bu bir nihai sonuç değildir.

Bu, yön duygusunun yeniden kazanılmasıdır.

Bu tercih Kıbrıs Türk halkının çözüm perspektifine geri dönme iradesini ortaya koyar.

Bu irade romantik bir beklentiden değil akılcı ve kararlı bir siyasal duruştan beslenir.

Asıl belirleyici olan çözümün kendisi değil çözüm iradesi etrafında sergilenecek tutarlılıktır.

Bu tutarlılık hem içeriye hem dışarıya verilen en güçlü mesajdır.

Bu duruş belirsizlikle yaşamaya razı olmadığımızı gösterir.

Bu duruş geleceği ciddiye aldığımızı anlatır.

Böyle bir siyasal iklim olmadan hiçbir yapısal reform toplumsal karşılık bulamaz.

Böyle bir iklim olmadan enflasyonla mücadele teknik bir tartışmanın ötesine geçemez.

Böyle bir iklim olmadan mali disiplin popülizm karşısında sürekli geri çekilir.

Oysa yönü belli olan bir siyaset zor kararları topluma anlatabilir.

Yönü belli olan bir siyaset fedakârlığı anlamlı kılar.

Yönü belli olan bir siyaset güven üretir.

Yıldızların dizilmesi tam olarak budur.

Henüz hiçbir sorun çözülmemiştir.

Ama artık hangi yöne yürüneceği bellidir.

Ve bazen bu netlik tek başına büyük bir eşiktir.

Yazının başında hatırladığımız o güne yeniden dönelim.

25 Ocak 2025’te gezegenler gökyüzünde dizilmişti.

O gün bunu konuşan çoktu.

Bugün ise bunun neye işaret edebileceğini düşünenlerin sayısı artıyor.

Çünkü bazı günler vardır ki yaşanırken sadece güzel görünür.

Ama zaman geçtikçe bir yolun başlangıcı olduğu anlaşılır.

Dileğimiz şudur:

Yıldızların o gün gökyüzünde dizildiği gibi bu topraklarda da aklın, cesaretin ve ortak gelecek inancının yan yana gelebilmesi.

Ve Kıbrıs Türk halkının bu kez gerçekten geleceğe güvenle yürüyebilmesi.

Yorum bırakın