Fiber Protokolü… Meclis Tarihi Bir Kararın Eşiğinde…

Cumhuriyet Meclisi’nde görüşülen fiber protokolü bu ülkenin dijital geleceğini ve ekonomik yönünü belirleyecek tarihsel bir karardır.

Bu büyüklükte bir devrin ilgili bakanlıklar, teknik kadrolar ve sektör temsilcileriyle yeterince konuşulmadan imzalanmış olması yürütmenin süreci sağlıklı yönetemediğini göstermektedir.

İlgili kabine üyelerinin ve iktidar milletvekillerinin dahi ayrıntılara tam hâkim olmadığı bir imza süreci devlet ciddiyetine gölge düşürmektedir.

Stratejik bir dijital dönüşüm belgesi hazırlanırken geniş istişare yapılması, her ayrıntının tartışılması ve ortak aklın oluşturulması gerekir.

Bu yaklaşımın sergilenmemesi hazırlık eksikliğini ortaya koymaktadır.

Bu protokolün hazırlanma ve imzalanma biçimi hem KKTC yürütmesinin süreç yönetimi açısından hem de Türkiye tarafındaki değerlendirme süreci bakımından ciddi soru işaretleri üretmektedir.

Böylesine stratejik bir dijital altyapı metninde denetim yetkileri, veri güvenliği hükümleri, açık erişim esasları ve yaptırım mekanizmalarının daha net yazılması iki tarafın da ortak çıkarını güçlendirecek bir yaklaşım olurdu.

Türkiye Cumhuriyeti adına imza atan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın telekomünikasyon alanındaki Türkiye tecrübesi dikkate alındığında, muğlaklıkların giderildiği daha açık ve bağlayıcı bir çerçevenin oluşturulması yönünde öncülük etmesi beklenirdi.

Türkiye’nin güçlü kurumsal birikimi ve geçmiş düzenleme deneyimi göz önüne alındığında, bu metnin daha yüksek teknik netlik standartlarıyla hazırlanması ortak yarar açısından daha sağlam bir zemin oluşturabilirdi.

Bu değerlendirme Türkiye’ye karşı bir tutum olarak görülmemeli, iki tarafın da uzun vadeli çıkarını gözeten daha güçlü bir metin talebi olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkiler karşılıklı ciddiyet, hazırlık ve kurumsal netlik üzerinden güçlenir.

Dünyada bu işi başaran ülkeler önce kuralları sağlamlaştırmış, ardından kabloları döşemiştir.

Bu ülkeler interneti hız meselesinin ötesinde kalkınma planının temel unsuru olarak ele almıştır.

Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yaşanmıştır.

Türk Telekom’un temeli PTT’ye dayanır ve özelleştirme sürecinde şirket devriyle birlikte çalışan hakları ve piyasa kuralları da yeniden düzenlenmiştir.

Sanırım 2004-2005 yıllarıydı.

O yıllarda her sabah labrador köpeğimizi Ankara Dikmen’de mahalle parkına götürürdüm ve orada tüm diğer köpek sahipleriyle birlikte Türk Telekom’da çalışan Nükhet Hanım’la da uzun uzun sohbet ederdik.

Nükhet Hanım’ın en büyük kaygısı iş güvencesi ve yıllarca emek verdiği haklarının korunmasıydı.

Devlet süreci çalışanları koruyan bir modelle yürüttü ve isteyenlerin yeni şirkette devam etmesini, isteyenlerin emekli olmasını sağlayarak sosyal dengeyi gözetti.

Ardından internet altyapısının kuralları netleştirildi ve alternatif şirketlerin sisteme erişimi güvence altına alındı.

Türkiye örneği büyük dönüşümlerin sağlam kurallar ve güçlü hazırlıkla yapılabileceğini göstermektedir.

KKTC’nin bugün ihtiyacı olan yaklaşım budur.

Protokolde internet omurgasının nasıl kurulacağı, kim tarafından denetleneceği ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağı açık ve net yazılmalıdır.

Devletin internet trafiğini izleyebilecek teknik kapasitesi oluşturulmalıdır.

Kamu kurumlarının verileri ayrı ve güvenli hatlar üzerinden taşınmalıdır.

İnternet fiyatlarının istikrarlı seyretmesi için en az bir yıllık sabit dönemler belirlenmelidir.

Yerel internet sağlayıcılarının sisteme adil şekilde katılması garanti altına alınmalıdır.

Uyuşmazlık durumunda hangi hukuki mekanizmaların işleyeceği açık biçimde düzenlenmelidir.

Bu eksiklikler giderildiğinde Meclis güçlü bir metne imza atmış olacaktır.

Cumhuriyet Meclisi önünde iki net seçenek bulunmaktadır.

Protokol eksikleri giderilerek yeniden düzenlenebilir.

Ya da bu eksikleri tamamlayan bağlayıcı bir ek protokol hazırlanıp ana metinle birlikte onaylanabilir.

Bu adımlar atıldığında süreç güçlenecek ve kamu güveni artacaktır.

Yürütmenin süreci kapsayıcı ve hazırlıklı biçimde yönetememiş olması siyasal sorumluluğun ağırlığını artırmaktadır.

Demokratik meşruiyetin güçlendirilmesi önem taşımaktadır.

Erken seçim kararı güçlü bir toplumsal yetkiyle sürecin yeniden ele alınmasını sağlayabilir.

Cumhuriyet Meclisi’nde bu protokolün eksik yönlerine dikkat çekerek direnen muhalefet milletvekillerine selam olsun.

Demokrasi itiraz edebilme cesaretiyle güçlenir.

Bu ülkenin dijital geleceği sağlam kurallarla inşa edilir.

KKTC doğru kararlarla güçlü bir dijital sıçrama gerçekleştirebilir.