Borcu Çeviren, Sorunları Büyüten UBP Zihniyeti

Son aylarda birbirinden kopuk gibi görünen birtakım mali kararlar alınıyor.

Kısa vadeli borçlanmalar artıyor ve bazı vadeler 2027’ye taşınıyor. Cypruvex’in finansman ihtiyacı Hazine üzerinden yeni kısa vadeli borçlanmayla karşılanıyor. Belediyeler merkezi idareden alacaklarını tahsil etmekte zorlanıyor. Akaryakıtta bazı gelir kalemleri geçici olarak kaldırılıyor. Öğrenci taşımacılığında hak ediş ve sözleşme sorunları eğitim hizmetini aksatıyor.

Hepsini yan yana koyduğumuzda ortak tablo açık:

Kamu maliyesi orta vadeli bir planla yönetilmek yerine kısa vadeli nakit ihtiyacını çevirmeye sıkışıyor.

Devletler borçlanır. Kısa vadeli borç da nakit yönetiminin araçlarından biridir. Risk, kısa vadeli borcun sürekli çevrilmesi ve geri ödemelerin belirli dönemlerde yoğunlaşmasıyla büyür.

9 Eylül itibarıyla aktif DİBS stoku 28,55 milyar TL seviyesindeydi. KVA bakiyesi eklendiğinde kısa vadeli iç finansman göstergesi 31,27 milyar TL’ye ulaşıyordu. DİBS stokunun yüzde 43,6’sı döviz cinsindeydi.

Asıl soru, borcun hangi vadeyle, hangi para birimiyle, hangi maliyetle ve hangi geri ödeme takvimiyle yönetildiğidir.

Sağlıklı borç yönetimi kısa, orta ve uzun vadeli araçlarla TL ve döviz yükümlülüklerinin dengeli bir sepet içinde kullanılmasını gerektirir.

Cypruvex örneği de aynı sorunu gösteriyor. Kurum için son aylarda kısa vadeli özel tertip Hazine bonoları ihraç ediliyor.

Bir kamu işletmesinin işletme sermayesi ihtiyacı neden sürekli Hazine’nin kısa vadeli borçlanma kapasitesine geliyor?

Aynı ihtiyaç birkaç ayda bir yeniden ortaya çıkıyorsa sorun yapısal hale gelmiş demektir.

Belediyeler cephesinde de benzer bir tablo var. Merkezi idareden ciddi alacaklar beklenirken akaryakıttan belediyelere aktarılan yüzde 1,5 kıymet ve tartı ücreti geçici olarak kaldırıldı.

Burada maliyet ortadan kalkmıyor.

Yer değiştiriyor.

Belediyenin gelir kaybı yol, altyapı, temizlik, su ve sosyal hizmet kapasitesine yansıyor.

Belediyelerin alacakları ve gelirleri sıkıştırılırken merkezi idarenin kendi ödeme takvimini siyasi açıdan daha görünür kalemlere göre şekillendirmesi ihtimali de sorgulanmalıdır. “Benden sonrası tufan” anlayışıyla hareket eden Ünal Üstel ve Özdemir Berova yönetiminin, seçim öncesinde kaynakları merkezde tutarak 13’üncü maaşları öne çekmeyi siyasi bir seçenek olarak değerlendirebileceği kuşkusu yabana atılamaz. Merkezi yönetimin kasasını seçim öncesi güçlü göstermek uğruna belediyelerin kasasını boş bırakmak, mali yönetimi siyasi kurnazlığa heba etmektir.

Akaryakıtta ihtiyaç duyulan şey, her kriz çıktığında hangi verginin kaldırılacağını aramak yerine petrol fiyatı, kur, stok maliyeti, bütçe etkisi ve sosyal etkiyi birlikte yöneten öngörülebilir bir sistemdir.

Öğrenci taşımacılığındaki ödeme ve sözleşme sorunları da aynı mali tablonun parçasıdır. Kamu maliyesindeki aksama çocuklarımızın okula ulaşımını zorlaştırıyor; trafikte yoğunluğu artırıyor, çalışan anne babaların zamanını ve üretkenliğini azaltıyor, aile bütçelerine yeni yük bindiriyor. Bu tablo artık yalnız bir taşımacılık sorunu sayılmaz; doğrudan milli servet kaybı üreten bir yönetim sorunudur.

Taşımacıya, belediyeye ve diğer kamu yükümlülüklerine ilişkin ödemelerin birikmesi, çocuklarımızı emanet ettiğimiz emekçinin hakkını zamanında alamaması ve benzeri sıkıntılar, UBP’nin “biz maaşları ödüyoruz, başarılıyız” hesabını boşa çıkaran ciddi mali bozulma işaretleridir.

Finans sistemi mevcut koşullar içinde kamu finansmanının sürmesi için kaynak üretmeye çalışıyor. Buna rağmen aynı kısa vadeli finansman ihtiyacı sürekli yeniden doğuyorsa sorun kaynak bulma kapasitesinden çok, mali yapıyı düzeltme iradesinde yatıyor.

Bütün bu kaynak bulunurken altta kalanın boynu neden kopuyor?

Çünkü borç, nakit, kamu kurumlarının yükümlülükleri ve dış kaynak ilişkileri aynı plan içinde yönetilmiyor. Yeni dönemde hem finans sektörüyle hem Türkiye ile mali ilişkiler kurallı, öngörülebilir ve bütçe disiplinine dayalı bir zemine oturtulmalı; bulunan kaynak günlük açıkları çevirmek yerine mali yapıyı kalıcı biçimde güçlendirmelidir.

Borç, Cypruvex, akaryakıt, belediyeler ve öğrenci taşımacılığı ayrı dosyalar gibi görünüyor.

Birlikte okunduğunda aynı yönetim biçimi ortaya çıkıyor:

Sorun oluşuyor, kaynak bulunuyor, ödeme öteleniyor ve sistem bir sonraki vadeye kadar çevriliyor.

Gerçek mali disiplin, bütün yükümlülükleri aynı tabloda görmek ve bugünkü kararların yarının bütçesine hangi yükü bırakacağını önceden hesaplamaktır.

Sorunları sürekli bir sonraki vadeye taşımak, çözüm üretmek anlamına gelmez.