
1 Nisan 2026 tarihinde Haber Kıbrıs Web TV’de Muazzez Gazihan’ın hazırlayıp sunduğu Haber ve Ötesi programına konuk oldum.
Program boyunca kamu maliyesinde ortaya çıkan sürdürülemez tablo, borç dinamiğinin ulaştığı kritik seviye, hükümetin tercih ettiği yaklaşım, toplumsal güven kaybı ve Türkiye ile kurulan ilişkinin bu kriz üzerindeki belirleyici rolü bütünlüklü bir çerçeve içinde ele alındı.
Programda üzerinde durduğum hususlar özetle şöyledir:
Son dönemde yaşanan gelişmeleri dar bir başlık altında değerlendirmek tabloyu eksik okumaya yol açar. 2020 sonrası dönemde tercih edilen politikalar, zaman içinde birikerek kamu maliyesinde kırılgan bir yapı oluşturmuştur. Bugün karşı karşıya olunan durum, bu birikimli sürecin doğal sonucudur. Bu nedenle tartışmayı doğru zemine taşımak gerekir. Ortada teknik bir düzenleme tartışması yoktur; doğrudan yapısal bir sorun alanı ile karşı karşıyayız.
Kamu Maliyesinde Yönetim Kapasitesi Zayıflamıştır
Bugün temel sorun yalnızca gelir ve gider dengesi değildir. Esas mesele, bu dengenin nasıl yönetileceğine dair kapasitenin zayıflamış olmasıdır. Harcama yapısı büyük ölçüde otomatik işleyen bir karakter kazanmış, gelir tarafı bu yapıyı dengeleyecek esnekliği gösterememiştir. Bu durum maliye politikasının etkinliğini sınırlamakta ve kriz yönetimini zorlaştırmaktadır.
Güven Kaybı Sürecin Merkezine Yerleşmiştir
Ekonomik sorunlar doğru politikalarla yönetilebilir. Ancak güven kaybı sürecin en kritik kırılma noktasıdır. İzlenen yöntemler toplumda güçlü bir güvensizlik algısı yaratmış ve bu durum alınan kararların etkisini zayıflatmıştır. Ortaya çıkan tablo iletişimle açıklanamaz; yönetim anlayışı ile doğrudan ilişkilidir.
Sorun Çözülmüyor Zamana Yayılıyor
Ortaya konan yaklaşım kalıcı çözüm üretmekten uzak bir görünüm sergilemektedir. Kısa vadeli rahatlama arayışı, orta vadede daha ağır bir yük birikmesine neden olmaktadır. Bu durum sorunun çözümünü geciktirmekte ve maliyetini artırmaktadır.
Mevcut İşleyiş Ekonomik Dengeyi Zorlamaktadır
Ekonomik araçlar, içinde bulunulan koşullara bağlı olarak farklı sonuçlar üretir. Yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamında mevcut işleyiş, piyasa davranışlarını ve beklentileri olumsuz etkilemekte, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu durum politika alanını daraltmakta ve yönetimi zorlaştırmaktadır.
Uyarılar Yapıldı Tercihler Değişmedi
Son yıllarda yapılan tercihler kamu maliyesi üzerinde kalıcı etkiler yaratmıştır. Harcama yapısındaki genişleme ve gelir tarafındaki sınırlılıklar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo öngörülebilir bir sürecin sonucudur. Bu süreç boyunca gerekli uyarılar yapılmış, riskler açık şekilde ortaya konmuştur. Ancak bu uyarılar dikkate alınmamış ve tercih edilen politikalar aynı yönde sürdürülmüştür. Bugün karşı karşıya olunan tablo bu tercihlerin doğal sonucudur.
Borç Dinamiği Kritik Bir Eşiktedir
Borçlanma kamu maliyesinin doğal araçlarından biridir. Ancak süreklilik kazandığında kırılganlık yaratır. Bugün gelinen noktada borç dinamiği dikkatle yönetilmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Bu alan doğru yönetilmezse kamu maliyesi ve finansal sistem üzerinde baskı oluşur.
Yapısal Tıkanma Açık Şekilde Görülmektedir
Yaşanan süreç geçici bir dalgalanma olarak değerlendirilemez. Ortada açık bir yapısal tıkanma vardır. Kamu maliyesi yönetiminde yaşanan zorluklar ve karar alma süreçlerindeki gecikmeler bu tabloyu derinleştirmektedir.
Türkiye İle Kurulan İlişki Modeli Belirleyicidir
KKTC uzun süredir sorunları öteleyen bir yapı içinde hareket etmektedir. Bu durumun en önemli belirleyicilerinden biri Türkiye ile kurulan ilişki modelidir. Kısa vadeli rahatlama sağlayan bu yapı, uzun vadede reform ihtiyacını zayıflatmaktadır. Kurallı ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması halinde dönüşüm mümkündür.
Doğru Politikalarla Bu Süreç Yönetilebilir
Mevcut tabloya rağmen çözüm mümkündür. Orta vadeli programlar, mali disiplin ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ile kamu maliyesi yeniden yönetilebilir hale getirilebilir. Doğru bir çerçeve ile bu süreç yönetilebilir.
Toplumsal Katılım Sürecin Temelidir
Bu dönüşüm süreci toplumsal katılım gerektirir. Farklı kesimlerin sürece dahil olması, şeffaflığın sağlanması ve ortak aklın oluşturulması sürecin başarısını belirleyecektir.
Yeni Bir Yönetim Yaklaşımına İhtiyaç Vardır
Ortaya çıkan tablo mevcut yönetim anlayışının sınırlarını göstermektedir. Güven kaybı ve biriken sorunlar yeni bir yaklaşım ihtiyacını açık şekilde ortaya koymaktadır.
Bir Kırılma Noktasındayız
Önümüzde net bir eşik bulunmaktadır. Bu süreç ya kalıcı çözümlerle aşılacak ya da mevcut sorunlar derinleşecektir. Erteleme alanı daralmıştır. Bu nedenle gerçeklerle yüzleşmek, doğru teşhis koymak ve kararlı şekilde çözüm üretmek gerekir. Bu mesele dar bir çerçevede ele alınamaz; doğrudan sistemin geleceğini ilgilendirmektedir.