Bütçedeki örtülü ve örtüsüz ödenekler

2018 bütçesine örtülü ödenek ve hane halkına yapılan transferler damgasını vurdu.

Ama unutmayalım ki bütçe içinde bunlar % 1 bile değil.

Bütçenin neredeyse beşte biri özerk kurum ve kuruluşlara, sivil toplum kuruluşlarına ve kamu idaresine mensup olmayan bireylere transfer ediliyor.

Maaş ve maaş nitelikli ödemelerle birlikte bu cari transferler nedeniyle devlet vergi ödeyen vatandaşlarına yönelik altyapı yatırımı ya da ekonomiyi büyütecek neredeyse hiç kaynak tahsis edememiş oluyor.

Bu durum demokrasimizi köreltiyor!

Üstüne üstlük altyapı yatırımı ve ekonomik kalkınma yönünde harcanması gereken kaynaklar da dış yardımlardan sağlandığı için demokrasimiz katmerli körelmiş oluyor!

Tutarlı ve ayakları yere basan bir demokrasi ve insan hakları mücadelesi için bütçe konusunda kimin ne söylediği ve ne yaptığı çok önemlidir.

Örneğin dünkü olaylardan şikâyetçi olup bütçeye ilişkin hiçbir görüş sunmuyorsanız, sunduğunuz görüşler de genelde demokrasiyi güçlendirmek yerine bilakis zayıflatacak önerilerse, mesela reformların önemini kavrayamamışsanız, mali konuları küçümser ve “büyük adamlar sadece Kıbrıs sorunu ile ilgilenir” oyuncukları ile kendinizi avutursanız siz gerçekte demokrat falan değilsinizdir.

Sadece kendini mutlu etmek ya da rahatlatmak için anlık tepkiler veren bir ucuz kahraman görüntüsü çizersiniz.

Hatta yapısal sorunları aşıp ekonomiyi iyileştirmek ve demokrasiyi güçlendirmek için yürütülen mücadeleyi küçümser ve bu mücadeleyi önemseyenlere dudak bükerseniz, “demokrat değilsiniz” iddiası sizi tanımlamak için çok yetersiz dahi kalabilir.

Yine de demokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü herkes için!

Onlar da bu topraklarda istediklerine inansınlar ve istedikleri kadar konuşabilsinler, yazabilsinler, çizebilsinler…

Henüz bütçe görüşmeleri tamamlanmadan hükümete çağrımdır;

Özerk kurumların 2019 itibariyle bütçeden pay almayacaklarını, mali ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli tedbirler alınarak tüm özerk kurumların bütçe dışına çıkarılması yönünde bir çalışma başlatacağınızı açıklayın.

Sayıştay Başkanlığı, Ombudsman, BRT, TAK, YYK, emekliler, sosyal sigortalılar, Atatürk Öğretmen Akademisi, Çocuk Esirgeme Kurumu…

Sadece bu özerk kurumlar değil aynı zamanda bütçeden destek alan sivil toplum kuruluşları da.

Yani, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ya da Maliye Bakanı’nın kapısına yığılan ve dilenir gibi destek talep etmek durumunda kalan dernekler, federasyonlar, spor federasyonları, ÖZEV gibi eğitim vakıfları, Çıraklık Eğitim Merkezi gibi merkezler, SOS Çocuk Köyü, vb.

Çalışanlarıyla, üyeleriyle, yararlanıcılarıyla, gönül verenleriyle tümü de size kulak kabartacaktır.

Tüm bunları bütçeden çıkarıp özerkleştirecek, gelirlerini güvence altına alacak düzenlemelere gideceğinizi vaat edin.

Ama mutlaka bunun için atılacak adımları şeffaf bir şekilde toplumla paylaşın.

Çünkü halkın ilave vergi yüklerini karşılayabilecek gücü kalmadı.

Ve unutmayın ki toplumun dar bir kesimine yönelik herhangi bir ilave harcamaya gidecekseniz, halkın rızasını almak esastır.

Sözde özerk kurumları özde özerk kurumlara dönüştürmek istediğiniz için maliye bürokrasisi ilk etapta size karşı çıkacaktır.

Çünkü yıllar içerisinde görüldü ki bu gibi harcama alanlarında ipler ne kadar gevşetilirse o oranda yıl tamamlanmadan ilave ödenek talepleri gündeme gelir.

Bu açıdan maliyeciler için özerklik tam bir kâbus senaryosudur!

Bu risk faktörünü ortadan kaldırmak için alınacak tedbirleri maliye bürokrasisi ile birlikte çalışın ve çok katı kurallarla tüm bu alanlarda mali özerkliği gündeme getirip sınırları iyi belirlenmiş özgürlük alanlarını genişletin.

Bütçeyi cari transfer çılgınlığından azat edip gerçek bir devlet bütçesine dönüştürün!

Sadece bu da değil…

KKTC bütçesinde doğrudan bireylerin yararlandığı çok büyük kalemler var.

Bunların birçoğu yıllar içerisinde kontrolsüz bir şekilde büyümüş.

Feodal dönem kalıntısı devlet baba rolü gereği bütçeye konan tüm hane halkına yapılan transferleri kaldırın.

Bursları işgücü ihtiyacı ile ilişkilendirerek yeniden düzenleyin.

Taşımalı eğitim sorununu teknoloji yardımıyla çözün.

Elektrik teşviki verin ama KIBTEK’i zarara uğratmaktan vazgeçecek şekilde ve mutlaka ekonomiye somut katkısını ölçerek verin.

Emeklileri ilk etapta kağıt üzerinde kalacak dahi olsa tek kurum çatısı altında toplayın.

Tarımdaki doğrudan gelir desteği ve navlun desteklerini tarım reformu kapsamında amacına uygun şekilde ve çeşitliliği gözeterek, Türkiye’den gelen su ile birlikte oluşması beklenen ürün yelpazesini dikkate alarak verin.

Sağlıktaki ilaç alımlarını sağlık reformu kapsamında zapturapt altına alın.

Tüm bu sorunlu alanlarda gerekli düzenlemeleri yapacağınıza dair genel bir kanaat oluşursa, irrasyonel tepkilerden medet umanların beklentileri de boşa çıkacaktır.

Mesele örtülü ödenek ya da hane halkına yapılan transferlerin çok ötesindedir.

Mesele değişime dair bilinç, inanç, kararlılık ve planlı çalışma meselesidir.

Mesele demokrasimize sahip çıkma meselesidir.

Mesele mali perspektifi inkâr etmeden “davul bizim boynumuzda tokmak başkalarının elinde” tespitinin gereklerini yerine getirebilme meselesidir.

Mesele varoluş mücadelesidir, kendi ayakları üzerinde durabilen bir halk olma kavgasıdır.

Eğer kulağınıza geliyorsa bazı sözde demokratların ve sözde insan hakları savunucularının eleştirileri bir kulağınızdan girsin diğerinden çıksın.

Siz yeter ki ne yaptığınızı bilin, dik durun ve kararlı adımlarla ilerleyin.

Halk her şeyin farkındadır…