Sağlıkta Reform Mesaiyle Değil Sistemle Olur

Sağlıkta yine bir kriz başlığı açıldı.

Tartışmanın adı mesai oldu.

Ama mesele mesai değildir.

Mesele sistemdir.

Türkiye destekli yatırımlar sürmektedir.

Yeni hastaneler yapılmaktadır.

Teknolojik kapasite artmaktadır.

Bunlar kıymetli adımlardır.

Ancak sağlık sadece betonla düzelmez.

Model değişmeden sistem değişmez.

Sağlık Bakanlığı son günlerde mesai disiplinini gündeme getirdi.

Sendika greve gitti.

Ardından uzlaşı sağlandı.

Grev askıya alındı.

Mesaiye uyulması konusunda mutabakat sağlandı.

Bunun karşılığında yeni doktor istihdamı yapılacağı açıklandı.

Ayrıca Hekim Yasası için takvimli bir çalışma başlatılacağı duyuruldu.

Bu tablo beni 10 yıl öncesine götürdü.

O dönemde sağlıkta bütünlüklü bir yapısal dönüşüm programı üzerinde çalışıyorduk.

Bu programın merkezinde Genel Sağlık Sigortası vardı.

Ancak tasarladığımız model yalnızca bir sigorta sistemi değildi.

Bu model sağlık finansmanının disipline edilmesini amaçlıyordu.

Gelir testine dayalı prim sistemi öngörülmüştü.

Prim ödeme gücü olmayan vatandaşların devlet tarafından desteklenmesi planlanmıştı.

Sağlık hizmeti sunumu ile finansman yönetiminin kurumsal olarak ayrılması hedeflenmişti.

Stratejik satın alma modeli kurulması tasarlanmıştı.

Hizmet başına maliyet analizine dayalı bir ödeme sistemi planlanmıştı.

Kamu hastanelerinde döner sermaye sistemi kurulması öngörülmüştü.

Döner sermayeden performansa dayalı ek ödeme yapılması tasarlanmıştı.

Bu ödemelerin toplam döner sermaye gelirinin yüzde kırkını geçmemesi prensibi belirlenmişti.

Tüm bunlar Maliye Bakanlığının da doğrudan müdahil olduğu ve talep ettiği konulardı.

Mali sürdürülebilirlikle birlikte sistemin hasta odaklı bir perspektifle güçlendirilmesine odaklanmıştık.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi reformun ikinci ayağını oluşturuyordu.

Aile hekimliği modelinin yaygınlaştırılması planlanmıştı.

Sevk zincirinin kademeli olarak devreye alınması hedeflenmişti.

Birinci basamak başvuru oranının yüzde altmışın üzerine çıkarılması amaçlanmıştı.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçe içindeki payının artırılması planlanmıştı.

Hastane yükünün azaltılması ve kaynak israfının önlenmesi hedeflenmişti.

İlaç harcamalarının kontrol altına alınması reformun üçüncü ayağını oluşturuyordu.

Referans fiyat sistemi tasarlanmıştı.

Geri ödeme kapsamı net kriterlere bağlanmıştı.

İlaç kullanım miktarlarının veri temelli izlenmesi planlanmıştı.

Dijital sağlık veri altyapısının kurulması öngörülmüştü.

Tüm kamu hastanelerinin entegre bilgi işlem sistemi ile çalışması hedeflenmişti.

Hasta memnuniyetinin düzenli anketlerle ölçülmesi planlanmıştı.

Hizmet sunan memnuniyetinin performans göstergelerine bağlanması tasarlanmıştı.

Hasta haklarının güçlü bir yasal zemine oturtulması reformun temel ilkelerinden biriydi.

Bu reform mali sürdürülebilirlik ile sosyal adaleti birlikte kurmayı amaçlıyordu.

Biz o dönemde hekim gelirlerinin artmasını savunduk.

Ancak bu artışın sistem dönüşümü ile eş zamanlı yapılması gerektiğini söyledik.

Çünkü finansman dengesi kurulmadan yapılan artışlar bütçe krizine yol açar.

Çünkü performans sistemi kurulmadan yapılan artışlar kaliteyi artırmaz.

2016 yılında hükümet değişti.

Hakim ve hekim maaş eşitlemesi gündeme geldi.

Biz yine aynı uyarıyı yaptık.

Önce sistemi kurun dedik.

Reformu bütüncül biçimde gerçekleştirin dedik.

Sendikanın desteğini alın dedik.

Diğer yasalar gelmedi.

Genel Sağlık Sigortası hayata geçirilmedi.

Finansman ile hizmet sunumu ayrılmadı.

Sevk zinciri kurulmadı.

Performans temelli ve mali sürdürülebilir model oluşturulmadı.

Aradan geçen yıllarda bazı adımlar atıldı.

Altyapı yatırımları yapıldı.

Personel sayısı artırıldı.

Kimi düzenlemeler gerçekleştirildi.

Ancak yapısal dönüşümün omurgası kurulmadı.

Bugün yine mesai tartışması üzerinden reform konuşulmaktadır.

Bu reform değildir.

Bu yönetim refleksidir.

Doktorların özlük haklarının geliştirilmesi gereklidir.

Ancak sistemin merkezinde hasta vardır.

Hasta hakları tam güvence altına alınmadan reformdan söz edilmemelidir.

Genel Sağlık Sigortası kurulmadan reformdan söz edilmemelidir.

GSS kapsamı istisnalar hariç yüzde yüz seviyesine çıkarılmadan reformdan söz edilmemelidir.

Finansman dengesi sağlanmadan reformdan söz edilmemelidir.

Memnuniyet oranlarında hissedilir artış sağlanmadan reformdan söz edilmemelidir.

Reform sonuç üretir.

Reform slogan üretmez.

Bugün gelinen nokta mevcut siyasi iradenin sağlıkta bütünlüklü dönüşümü gerçekleştiremediğini göstermektedir.

Bu tablo aynı zamanda önümüzdeki seçimlerin neden kritik olduğunu da ortaya koymaktadır.

Bu seçim yalnızca bir hükümet tercihi olmayacaktır.

Bu seçim sağlık sisteminin yeniden inşa edilip edilmeyeceğine dair bir karardır.

Bu seçim günü kurtaran düzenlemeler ile yapısal dönüşüm arasında yapılacak tercihtir.

Sağlıkta gerçek reform cesur bir siyasi irade gerektirir.

Planlı bir program gerektirir.

Toplumsal mutabakat gerektirir.

Eğer bu irade ortaya konmazsa yine aynı başlıkları konuşuruz.

Ama sağlığı konuşamayız.

Yorum bırakın