Dijital Dönüşümün Eşiğinde Geleceği Kuracak Doğru Liderlik

Fiber protokolü hâlâ gündemde ve her kafadan bir ses çıkıyor.

Bu bile ülkedeki liderlik boşluğunun bir göstergesidir.

Ben konuyu bu açıdan takip ediyorum.

Bu tartışmada ortaya konan argümanlar yıllardır konuşulan stratejik dönüşüm ihtiyacını kimin ne kadar kavrayabildiğine ilişkin bir turnusol kâğıdı işlevi görmektedir.

Halk bu süreci izlerken teknik ayrıntılardan çok liderlik kapasitesini değerlendirmekte, mevcut Başbakanın değişimi yönetip yönetemeyeceğine ve gerekirse bunu yapabilecek başka bir liderlik seçeneğinin ortaya çıkıp çıkmayacağına bakmaktadır.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklamaları ise tartışmayı ülkenin dijital geleceği zemininden uzaklaştırarak dar bir politik alana sıkıştırma eğilimini açıkça ortaya koymaktadır.

“Türkiye ile yapılan her anlaşmaya karşı çıkıyorlar” söylemiyle tartışmanın içi boşaltılmakta ve esas sorumluluk alanından uzaklaşılmaktadır.

Oysa fiber meselesi ülkenin üretim kapasitesini, rekabet gücünü ve ekonomik dayanıklılığını doğrudan belirleyecek stratejik bir dönüşüm başlığıdır.

Türkiye ile iş birliği yapılması zaten doğal ve gereklidir.

Bu iş birliğinin hangi modelle ve hangi yönetişim anlayışıyla yürütüleceği ise asıl belirleyici unsurdur.

Toplumsal gelişim doğru projelerin şeffaf, hesap verebilir ve kurumsal bir yaklaşımla hayata geçirilmesi sayesinde gerçekleşir.

Eleştiri karşı çıkma refleksinden çok daha fazlasıdır ve daha iyi çözüm üretme sorumluluğunun parçasıdır.

Cumhurbaşkanının yaptığı değerlendirme de uluslararası anlaşmaların değerinin imza anından önce, hazırlık sürecindeki titizlik ve hukuki uygunlukla belirlendiğini hatırlatarak konuya kurumsal bir perspektif kazandırmaktadır.

Mesele on beş yıldır farklı çalıştaylarda, zirvelerde ve vizyon belgelerinde ortaya konan ortak aklın doğru modelle hayata geçirilmesidir.

2009 sonrası yapılan Bilişim Adası Çalıştayları, KKTC’nin küçük ölçeğini çeviklik avantajına dönüştürebilecek bir dijital kalkınma vizyonu ortaya koydu.

Ada geneline yayılmış fiber altyapı, dijital hizmet ihracatı ve teknoloji odaklı büyüme bu vizyonun temel unsurları olarak tanımlandı.

2013–2016 dönemindeki Girişimcilik Ekosistemi toplantıları ve KOBİ Zirveleri, dijital altyapının güçlendirilmesini, mevzuatın sadeleştirilmesini ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasını ekosistemin gelişimi için kritik koşullar olarak vurguladı.

2017–2019 döneminde hazırlanan NERITA raporları ise dağınık kurumsal yapının sürdürülebilir inovasyon politikası üretmesini zorlaştırdığını ortaya koyarak toplumsal düzeyde koordinasyonun güçlendirilmesini önerdi.

Pandemi sonrası dönemde dijital altyapı eksikliği ekonomik maliyet üretmeye başladı.

Uzaktan çalışma imkânlarının arttığı dünyada güçlü veri altyapısı rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biri haline geldi.

Veri merkezi, enerji arz güvenliği ve siber güvenlik başlıkları bu nedenle stratejik öncelik kazandı.

Son olarak DAÜ 2025 Çalıştayı ve Ufuk 2033 vizyon belgesi, artık uygulama aşamasına geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koydu.

Dijital İnovasyon Kurumu kurulmalı denildi.

Ada geneli fiber altyapı tamamlanmalı denildi.

Veri merkezi oluşturulmalı denildi.

Enerji ile dijital altyapı entegre edilmeli denildi.

Dijital hizmet ihracatına dayalı büyüme stratejisi hazırlanmalı denildi.

Bugün Meclis’te tartışılan fiber protokolü bu birikimin somut bir sınavıdır.

Bu yatırım kısa vadeli tüketim yerine uzun vadeli üretim kapasitesine yönelmenin göstergesine dönüşmelidir.

Bu da tutarlı, ne yaptığını bilen ve güven telkin eden bir liderlikle mümkündür.

Dijital altyapı ekonomik yapının dönüşümü için temel bir kaldıraçtır.

Liderlik olgusu bugün en çok mali disiplinle sınanmaktadır ve bu konuyla doğrudan ilişkilidir.

Mali disiplin ile büyüme birbirini tamamlayan hedeflerdir.

Stratejik alanlara yapılan yatırımlar katma değer üreterek kamu maliyesi üzerindeki baskıyı azaltır ve sürdürülebilir büyümenin zeminini oluşturur.

Siyasetin yeni sınavı da tam olarak burada başlamaktadır.

Mali disiplini tesis edememiş bir liderliğin ekonomik gelişimden ve bunun bir parçası olarak fiber protokolünden söz etmesi toplum nezdinde güven oluşturamaz.

Zira bu alandaki beklentiler son derece yüksektir:

Dijital İnovasyon Kurumu kurulabilecek mi?

Kurumsal dağınıklık giderilerek etkin bir koordinasyon sağlanabilecek mi?

Enerji güvenliği ile dijital ekonomi arasında güçlü bir entegrasyon kurulabilecek mi?

Bu sorular siyasi kararlılık sorularıdır.

Mevcut tablo stratejik hedeflerle uygulamalar arasında daha güçlü bir uyum kurulması gerektiğini göstermektedir.

Fiber gibi ülkenin geleceğini doğrudan etkileyecek bir konu kapsamlı bir programın önemli bir bacağı olarak ele alındığında güven oluşturacaktır.

Doğru yönetişimle hayata geçirilen altyapı yatırımları ülkenin rekabet gücünü kalıcı biçimde artırır ve uzun vadeli kazanımlar üretir.

Bu nedenle tartışmanın odağı basit bir destek veya karşı çıkma meselesi olarak görülemez.

Asıl mesele ülkenin dijital geleceğini belirleyecek bu adımın hangi anlayışla yönetileceğidir.

Muhalefetin yapıcı ve somut bir alternatif ortaya koyması toplumsal güven açısından kritik öneme sahiptir.

Eleştirilerin net bir yol haritasıyla desteklenmesi güçlü bir liderlik algısı yaratır ve toplumsal gelişimin öncülüğünü üstlenme kapasitesini artırır.

Ülkenin artık stratejik tutarlılığa ve güven veren bir yön duygusuna ihtiyacı vardır.

Cevap aranan ana soru şudur:

KKTC dijital üretim ve hizmet ekonomisine geçiş sürecini hızlandıracak mı yoksa mevcut yapıyı sürdürmeyi mi tercih edecek?

Toplum artık geleceğe dair yönü görmek istiyor.

Liderlik de tam olarak bu noktada anlam kazanır.

Yorum bırakın