
23 Şubat 2026 tarihinde Muazzez Gazihan’ın hazırlayıp sunduğu ve Haber Kıbrıs Web TV’de yayınlanan “Muazzez Gazihan ile Haber ve Ötesi” programında gündemdeki fiber protokolü, su yönetimi, kamu maliyesi ve ülkenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerimi paylaştım.
Ortaya çıkan tablo, teknik bir altyapı tartışmasının çok ötesinde bir yönetişim meselesine işaret ediyor.
Kıbrıslı Türkler güçlü, hazırlıklı ve vizyon sahibi bir liderlik talebini her zamankinden daha açık biçimde ortaya koyuyor.
Dünya yeni devletçilik anlayışıyla yeniden yapılanırken, devlet kapasitesi, stratejik planlama ve ekonomik dönüşüm becerisi ülkelerin kaderini belirliyor.
Yeni ekonomi veri, teknoloji, yapay zekâ, hizmet ihracatı ve inovasyon üzerinden yükseliyor.
Bu yeni dönemde ülkeleri ileri taşıyan unsur, güçlü altyapı kadar güçlü kurumlar ve güçlü liderlik oluyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde tam da bu noktada ciddi bir boşluk hissediliyor.
Toplumdaki huzursuzluk yalnızca bir anlaşmaya yönelik tepki olarak okunamaz.
Bu tepki, geleceğe hazırlanma kapasitesine ilişkin derin bir kaygının yansımasıdır.
Fiber tartışması bu nedenle bir altyapı meselesinden çok bir yönetim ve vizyon meselesidir.
Toplumun kenetlenmesi, güçlü bir devlet ve güçlü bir liderlik talebinin yükseldiğini gösteriyor.
Sandık geldiğinde bu talebin somutlaşacağı açıktır.
Fiber Protokolü: Dijital Egemenlik ve Devlet Kapasitesi
Fiber altyapıya yönelik geniş bir toplumsal mutabakat bulunmaktadır.
Tartışmanın odağında altyapının kendisi değil yönetim modeli ve egemenlik boyutu yer alıyor.
Dijital egemenlik kavramının öne çıkması bu nedenle son derece anlamlıdır.
Denetim mekanizmalarının netleşmemesi ve kamu otoritesinin rolünün belirsizleşmesi ciddi riskler doğuruyor.
Devlet kapasitesini zayıflatacak her adım, gelecekte çok daha büyük maliyetler yaratır.
Bu nedenle mesele yalnızca teknoloji yatırımı değil devletin stratejik konumlanmasıdır.
Yönetim Tarzı ve Liderlik Sorunu
Anayasal tartışmalar sürerken sürecin hızla ilerletilmek istenmesi toplumda güven sorununu derinleştiriyor.
Hukuki uyarıların dikkate alınmaması, şeffaflık eksikliği ve belirsizlikler yönetim kapasitesine yönelik soru işaretlerini artırıyor.
Güçlü liderlik, eleştirileri bastırarak değil sorunları sahiplenerek ve çözüm üreterek ortaya çıkar.
Uluslararası ilişkilerde de güçlü bir duruş, hazırlıklı ve özgüvenli bir yönetim anlayışı gerektirir.
Su Protokolü Tecrübesi: Kurumsal Hafıza Gerekliliği
Su projesi sürecinde yaşanan tartışmalar anayasal yetkiler ve yerel yönetimlerin rolü açısından önemli dersler içeriyordu.
Bu süreçte geliştirilen çözümler, uzlaşma ve kurumsal işleyişin önemini göstermişti.
Geçmiş deneyimlerin kurumsal hafızaya dönüşmesi, devletlerin en büyük gücüdür.
Bugün benzer sorunların tekrar gündeme gelmesi, bu hafızanın yeterince kurumsallaşmadığını gösteriyor.
Türkiye ile İlişkiler: Kapasite Temelli İşbirliği
Türkiye ile sağlıklı ilişkiler kurmanın temel şartı güçlü ve öngörülebilir bir devlet yapısıdır.
Kurumsal kapasitesi yüksek bir yönetim, uluslararası işbirliğini de güçlendirir.
Hazırlıklı bir devlet, ortaklık ilişkilerini eşitlik ve güven temelinde yürütür.
Yeni Devletçilik ve Yeni Ekonomi Çağı
Dünya yeniden devlet kapasitesinin güçlendiği bir döneme giriyor.
Stratejik sektörler, veri güvenliği ve dijital altyapılar artık ulusal güvenlik meselesi olarak görülüyor.
Hizmet ihracatı, yapay zekâ ve veri merkezleri yeni ekonominin omurgasını oluşturuyor.
Bu alanlarda atılacak adımlar ülkelerin rekabet gücünü belirleyecek.
Güney Kıbrıs’ın veri merkezi yatırımları bu dönüşümün somut örneklerinden biridir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de benzer vizyoner adımlara ihtiyacı vardır.
Mali Disiplin ve Yapısal Reform
Borçlanmaya dayalı kamu maliyesi modeli uzun vadede sürdürülebilirlik sorunları yaratır.
Ekonomik istikrar için mali disiplin ve yapısal reformlar kaçınılmazdır.
Bu adımlar güçlü siyasi kararlılık ve liderlik gerektirir.
Toplumun Mesajı: Güçlü Liderlik Talebi
Toplumdaki tepki geniş bir değişim talebinin göstergesidir.
Kıbrıslı Türkler geleceği planlayabilen, riskleri öngörebilen ve gençlere üretim alanı açabilen bir liderlik arıyor.
Bu liderliğin küresel gelişmeleri okuyabilen ve ülkeyi yeni ekonomiye hazırlayabilen bir perspektife sahip olması gerekiyor.
Değişimin seçimle somutlaşacağı görülüyor.
Öngörü: Hukuki Süreç ve Siyasi Sonuçlar
Protokolün meclisten geçmesiyle birlike anayasal süreç devreye girecektir.
Yargı süreci nihai belirleyici olacaktır.
Bu süreç belirsizlik yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Siyasi sonuçların da kaçınılmaz biçimde ortaya çıkması beklenir.