Fiber Protokolü ve Dijital Egemenlik Hassasiyeti

KKTC ile Türkiye arasında fiber optik altyapının kurulması ve ülke geneline yayılması amacıyla imzalanan iş birliği protokolü, kamuoyunda yoğun tartışmaları beraberinde getirmiştir.

Protokol, adaya yüksek kapasiteli bağlantı sağlanması ve fiber altyapının hanelere ve işletmelere kadar yaygınlaştırılması hedefiyle sunulurken, egemenlik, veri güvenliği, rekabet ve kurumsal denetim başlıklarında ülkenin geleceğini ilgilendiren stratejik soruları da gündeme taşımıştır.

Son dönemde “dijital egemenlik” kavramı bir anda kamuoyunda en çok kullanılan ifadelerden biri haline gelmiştir.

Ancak bu kavramın neyi ifade ettiği, hangi kurumsal ve hukuki düzenlemelerle somut karşılık kazanacağı ve imzalanan protokolde hangi değişikliklerin yapılması halinde ülkemiz açısından gerçek anlamda geçerlilik kazanacağı konusunda ortak ve net bir anlayışın oluştuğunu söylemek güçtür.

Bu tablo, süreci bir altyapı yatırımı tartışmasının ötesine taşıyarak, KKTC’nin dijital çağdaki konumunun nasıl şekilleneceğine dair kapsamlı bir yön arayışına dönüştürmüştür.

Önümüzdeki siyasi gelişmeler hangi yönde sonuçlanırsa sonuçlansın, bu protokolün ya kapsamlı biçimde güçlendirilmesi ya da ülkenin ihtiyaçlarına tam cevap veren yeni düzenlemelerle tahkim edilmesi güçlü bir ihtimal olarak önümüzde durmaktadır.

Hiç kuşkusuz revize veya ek protokolden beklentilerin somutlaştırılması ve kamuoyunda kısır siyasi söylemlerin yerine somut beklentilerin ön plana çıkması gerekmektedir.

GİTYAD’ın bu kapsamda yürüttüğü bir çalışma, fiber altyapı hamlesinin KKTC’nin dijital egemenliği, ulusal güvenliği ve ekonomik rekabet gücü açısından tarihi bir dönemeç oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ın dijital dönüşümüne öncülük eden ve girişimciler ile yatırımcıları buluşturan bir ekosistem olan GİTYAD, bu adımın doğru tasarlanması halinde ülkenin üretim kapasitesini, girişimcilik potansiyelini ve küresel entegrasyon gücünü hızla artırabileceğini vurgulamaktadır.

Aynı değerlendirme, stratejik güvence mekanizmalarının güçlü kurulması halinde bu altyapının uzun vadeli bağımsızlık ve dayanıklılık üreteceğini de göstermektedir.

Bugün asıl mesele, fiber kablonun denizin altından geçirilme yönteminden çok, o kablonun içinden geçen dijital hayatın kim tarafından yönetileceğidir.

Kriz, siber saldırı veya olağanüstü bir durumda iletişim omurgasının kesintisiz ve güvenli biçimde çalışmasını garanti etmek devlet olmanın temel şartlarından biridir.

Bu nedenle gelecekte yapılacak düzenlemede kriz anlarında nihai karar yetkisinin ve operasyonel önceliğin KKTC makamlarında olduğunun açık ve tartışmasız biçimde tanımlanması hayati önem taşımaktadır.

Dijital egemenlik, altyapıya sahip olmanın yanında o altyapı üzerinde kuralları koyabilme ve uygulayabilme kapasitesiyle anlam kazanır.

Bu çerçevede BTHK ve Telekomünikasyon Dairesi’nin güvenlik standartları, tarifeler, erişim kuralları ve yaptırımlar konusunda bağlayıcı düzenleyici yetkilerinin açık biçimde tesis edilmesi kurumsal kapasitenin temel dayanaklarından biri olacaktır.

Fiber ağların stratejik değeri, içlerinden geçen veride ve bu verinin güvenli yönetimindedir.

Bu nedenle anahtar yönetiminin KKTC’de tutulması, içerik erişiminin yalnızca yargı denetimi altında gerçekleşmesi ve tüm veri erişimlerinin bağımsız denetime açık olması dijital egemenliğin omurgasını oluşturacaktır.

Doğu Akdeniz’de jeopolitik rekabet artık siber alana da taşınmıştır.

Bu yeni güvenlik ortamında KKTC içinde 7/24 çalışan ulusal bir Güvenlik Operasyon Merkezi kurulması ve ulusal olay müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi ülkenin dayanıklılığını artıracak temel adımlar arasında yer alacaktır.

Fiziksel altyapı da aynı derecede önemlidir.

Veri merkezleri ve santraller, modern devletin sinir sistemi niteliğindedir.

Bu nedenle kritik tesislerde uluslararası standartlara uygun erişim kontrolü, kayıt sistemleri ve düzenli sızma testlerinin zorunlu hale getirilmesi güvenliğin ayrılmaz parçasıdır.

Kritik sistemlere erişimi olan insan kaynağı da en az teknoloji kadar belirleyicidir.

Bu çerçevede kritik görevlerde çalışacak personel için güvenlik soruşturması, yetkilendirme mekanizması ve çoklu kontrol sistemi kurulması altyapının güvenilirliğini güçlendirecektir.

Fiber yatırımı aynı zamanda ekonomik mimariyi de şekillendirecektir.

Bu nedenle açık erişim modeli, çoklu operatör yapısı ve alternatif altyapı kullanımını garanti eden rekabet hükümlerinin oluşturulması vatandaşın kaliteli ve uygun fiyatlı hizmete ulaşmasını sağlayacaktır.

Stratejik altyapılarda mülkiyet yapısı da kritik öneme sahiptir.

Bu kapsamda hisse devri ve nihai faydalanıcı sahiplik değişimlerinin ulusal güvenlik değerlendirmesine tabi tutulması ve düzenleyici onaya bağlanması uzun vadeli istikrar açısından gereklidir.

KKTC’nin dış bağlantı kapasitesi güçlendirilirken çeşitlilik de sağlanmalıdır.

Bu nedenle alternatif denizaltı hatları, farklı peering seçenekleri ve yönlendirme güvenliğini içeren bir çeşitlendirme planının hazırlanması ülkenin jeopolitik dayanıklılığını artıracaktır.

Bütün bu unsurların sürdürülebilir olması için güçlü bir gözetim sistemi şarttır.

Bu doğrultuda bağımsız güvenlik denetimleri, düzenli kamu raporlaması ve Meclis denetimini içeren kurumsal izleme mekanizmasının kurulması devlet kapasitesinin görünür hale gelmesini sağlayacaktır.

Fiber altyapı doğru kurulduğunda eğitimden ekonomiye, kamu hizmetlerinden girişimciliğe kadar her alanda dönüşüm yaratabilecek bir kaldıraçtır.

Gençlerin adadan kopmadan dünyaya açılabilmesi, şirketlerin küresel rekabete katılabilmesi ve kamunun verimli hizmet üretebilmesi güçlü dijital altyapıyla mümkündür.

Bu mesele herhangi bir hükümetin kısa vadeli projesi değil, devletin uzun vadeli yönelimini belirleyen stratejik bir karardır.

Önümüzdeki siyasi süreç hangi sonuçları üretirse üretsin, ülkenin iletişim omurgasını belirleyecek bu adımın güçlü kurallarla desteklenmesi kaçınılmazdır.

Sağlam kurumsal temeller üzerine oturan bir fiber altyapı, KKTC’yi dijital çağda güçlü ve üretken bir konuma taşıyacaktır.

Bugün atılacak doğru adımlar, yarının bağımsız, güvenli ve rekabetçi dijital devlet yapısını şekillendirecektir.

Dijital egemenlik, çağımızın en stratejik varlığıdır ve bu varlığın korunması güçlü liderlik, akılcı planlama ve kararlı uygulama gerektirir.

Yorum bırakın