Gerekenin tavizsiz yapılacağı bir süreç…

Tarih boyunca toplumlar güvenliklerini sağlamak (savunma), sosyo-ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak (tüketim) ve sürekli büyümeyi sağlamak (üretim) adına devinimler yaşamışlar. Kendi siyasi süreçlerinde ne zaman ki bu üç olguda tıkanıklıklar baş göstermiş ve sıkıntılar aşılamamış, nice uygarlıklar, imparatorluklar, devletler hatta toplumlar tarih olmuşlar!

Fransa’da Dördüncü Cumhuriyet’in Başbakanı De Gaulle hükümet krizlerinin ardından siyaseti bırakıp köyüne dönmüş, 1958’de yeni Anayasa’nın kabulüyle Beşinci Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı olmuştu… Fransızların sistemsel tıkanıkları aşmak ve varlıklarını sürdürebilmek adına 1792’den beridir beş kez Cumhuriyet kurması bu açıdan etkileyici bir örnektir…

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş süreci ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu da Avrupa’da yaşanan ekonomik ve politik değişimler ışığında yorumlanabilir ancak. Cumhuriyet fikri, gökten zembille inmemişti. Gelişmelere yeterince ayak uyduramayınca Batı ile rekabet edemez duruma gelen koskoca bir İmparatorluk tıkanıklığı aşmak için önce kendi içinde ciddi reform çabalarına girişmiş; Tanzimat, Meşrutiyet, Mutlakiyet ve 1908’de 2. Meşrutiyet’in ilanı ile adaptasyon sorunlarını aşmaya çalışmış ancak tıkandığı noktada, köklü bir değişim hâsıl olmuştu. Cumhuriyeti kuranlar dünyada yaşanan gelişmelerden etkilenmişlerdi. Öncesinde pek çok yeni fikir ve öneriler tartışılmıştı ancak o dönemde ihtiyaç hissedilen ve üzerinde çalışılan reformlar yeni bir rejimde yaşam bulabilecekti…

İtalya’da, 1990’da Temiz Eller Operasyonu ile açıldı ülke demokrasisinin önü. Ülkenin ihtiyacı, kuralları ihlal ederek güç elde eden çevrelerle topyekûn bir mücadeleydi. Gereken tavizsiz yapıldı ve hukukun üstünlüğüne saygı yeniden tesis edildi. Günün koşullarına uygun bir biçimde savunma-tüketim-üretim üçlüsünü ayakta tutabilecek bir yapı tesis edilebildi ve ülke kurtuldu.

Geçenlerde Mehmet Altan yazdı köşesinde Başbuğ meselesini ele alırken. Dünya sistemindeki değişimlere bağlı olarak halkların nitelikli ve yüksek kaliteli bir talep oluşturmasına olan ihtiyaç artmakta… Bunu okuyabilenlerin ülkelerine katkıları büyük farklılıklar göstermekte. Türkiye dünya sisteminin kendisinden beklentilerini karşılayabilmek için sivilleşme ve demokratikleşmeyi ilerletmek zorunda. 57 Müslüman ülke dünya nüfusunun dörtte birini oluştururken dünya üretimine ancak yüzde 10 kadar katkıda bulunuyor ve Altan’a göre Türkiye bu ülkelere de model olma özelliği taşımakta; iç siyaseti bu pozisyonun gereklerini yerine getirmesine izin verdiği oranda bu önemli fonksiyonu sürdürebilmekte.

Tarihten ve bugünden örnekleri çoğaltmak mümkün… Kıbrıs Türk halkı dünyada yüzyıllardır yaşanan bir durumla karşı karşıyadır aslında. 1974 sonrasında savunma-tüketim-üretim üçlümüz sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulamamış ve varlığımız günden güne erimiştir. Kıbrıs sorununun çözümü, bize önemli perspektifler sunacaktır hiç kuşkusuz. Ancak önümüzdeki günlerde yapılacak zirvede çözümün hemen bugünden gerçekleşemeyebileceğinin işaretlerini alırsak ne yapacağız? Hayat alternatiflerini üretebilecek mi? Örneğin Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde olduğu gibi son yıllarda eklektik bir biçimde ele aldığımız pek çok sorunumuzu ve reform çabamızı, yeni bir siyasi konjonktür yaratıp farklı bir perspektifle ele almayı başarabilecek miyiz?

Ezberleri, alışkanlıkları, elindeki olanakları kaybetme korkusu ve daha pek çok sebepten ötürü toplumlarının tarihsel gelişimi esnasında şartların olgunlaşmasıyla olacakların önüne geçmek isteyenler çok olmuştur yüzyıllar boyunca. Bizde de olacaktır mutlaka. Hâlbuki dünya sistemi ile anlamlı bir ilişkinin vakti gelmiştir bizim açımızdan. Küresel değeri / anlamı olan bir vizyon ve misyondur ihtiyacımız. Kıbrıs’ın lideri, dünya sisteminin buradaki temsilcisi olabiliriz! Bölgenin turizm ve eğitim cenneti olmayı öngörebiliriz. Tarih olmak değil tarih yazmak yakışır toplumumuza. Gerekenin tavizsiz yapılacağı, yeni bir Anayasa’nın hazırlanacağı, ekonominin önündeki çağdışı bariyerlerin kaldırılacağı, sivilleşme ve demokratikleşmenin hızla hayata geçirileceği bir süreç, siyasi liderliğini aramaktadır hâli hazırda…

CTP’nin Anayasa değişikliği önerileri

CTP’nin son seçim bildirgesinde yer alan Anayasa değişikliği önerileri…

CTP-BG, demokratikleşme mücadelesinin merkezine Anayasa değişikliği hedefini koymaktadır. Bu kapsamda 19 Nisan seçimleri öncesinde tüm partilere Anayasa değişikliği önerilerini halkla paylaşmaları ve seçim sonrasında toplumsal bir uzlaşı çerçevesinde bu değişiklikleri birlikte gerçekleştirme çağrısı yapmaktadır.

Önümüzdeki dönemde CTP-BG, Anayasa değişikliği ile demokratikleşme sürecinin ilerletilmesi, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi hedefi doğrultusunda şu konuları ön plana çıkaracaktır:

  • Kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu gerçeğinden hareketle eşitlik ilkesinin toplumsal ve siyasal yaşamda yeterli ölçüde temsil edilmesi
  • Temel hak ve özgürlüklerin genel olarak kısıtlanmasının veya yasaklanmasının önlenmesi
  • Azınlık haklarının düzenlenmesi
  • Yasalara aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği ilkesinin geçerli kılınması
  • Bilgi edinme hakkının düzenlenmesi
  • Demokratik ve laik devlet ilkesi ışığında her insanın din kültürüne insanca saygı duyarak din eğitiminin isteğe göre düzenlenmesi
  • Söz ve anlatım özgürlüğü ile kişi hakları ve etik değerlere saygının düzenlenmesi
  • Devletin ve üniversitelerin akademik özgürlüğe saygı göstermesinin sağlanması
  • Kitap, gazete, dergi ve broşürlerin yargıç ve mahkeme kararı olmadan toplatılmasının yasaklanması
  • Basımevi araçlarının korunması hakkının tüm basımevi ve eklentilerini kapsayacak şekilde genişletilmesi
  • Derneklerin yargıç kararı olmadan kapatılmasının yasaklanması
  • Eşler arasındaki eşitliğin ve kadının aile içinde korunması hakkının sağlanması
  • Çocuk hakları uygulamalarının kalıcılaştırılması
  • Yaşlı haklarının gözetilmesi
  • Engellilerin haklarına Anayasa’da yer verilmesi
  • Herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olması ve fikrin mülkiyet hakkının kabulü
  • Kamulaştırma hakkının kullanılmasına açıklık getirilmesi
  • Devletleştirme hakkına açıklık getirilmesi
  • Anadili Türkçe olmayan toplulukların eğitim ve öğretiminin düzenlenmesi ve KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rumlarla diğer yabancıların ana dilde eğitim hakkına ilişkin yasalar düzenlemelerin hayata geçirilmesi
  • “Daimi ikametgâh” koşulu aranmaksızın seçilme hakkının kullanılmasının sağlanması ve siyaset yapma yasağının kaldırılıp yasa ile düzenlenmesi
  • Siyasi partilere ilişkin yasakların demokratik bir rejimin gereklerine uygun olarak açıkça düzenlenmesi
  • Ülkemizin siyasi parti mezarlığına dönmeyeceği düzenlemelerin yapılması
  • Siyasi partilerin mali denetiminin yapılmasını şart koşan düzenlemelerin hayata geçirilmesi
  • İdam cezasının kaldırılması
  • Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın iki defadan fazla seçilemeyeceği kuralının kabul edilmesi
  • Demokratikleşme ve sivilleşme sürecinde Kıbrıs Türk Halkı’nın iç ve dış güvenliği sarsılmayacak şekilde polis örgütünün hükümetin polisi olma özelliği taşımayacağı özerk ama anayasal kurallar ve demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde Çözüm ve AB hedefi ile uyumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılması – Başbakanlığa bağlı, Cumhurbaşkanlığının başkanlığında iç güvenlikle ilgili ana politikaların düzenlenmesi
  • Anayasa’nın hukuk tekniği açısından incelenmesi ve yanlış teknik ifadelerin yer aldığı maddelerin revize edilmesi