İktidar değişikliği

Dünyada bir dönem iktidarı topyekûn ele geçirme iddiasını taşıyan işçi sınıfı, tarihsel süreç içerisinde şirketlerin kârlarını artırmaları için uygun ortamın sağlanması, elde edilen kârdan istihdam yaratılması ve ödenen vergilerle toplumsal hizmetlerin ve sosyal güvenliğin geliştirilmesi temelinde bir uzlaşıya kapı araladı: Ekonomik büyümeden herkesin kazançlı çıkması! Bu uzlaşının pratiğe yansımasını sağlama görevi de devletlere düştü. “Devletler bu ilişkinin geliştirileceği ortamı oluşturur ve gerekli düzenlemeleri yapar” denildi. Siyasi partilerin misyonu da iktidara talip olup ekonomik büyüme ortak paydasında sistemlerin yürütülmesini sağlamak oldu.

Uzlaşının tarafı konumundaki örgütlü işçiler yani sendikalar tüm dünyada zaman zaman kendi misyonları doğrultusunda günün gerektirdiği biçimde siyaset üretmeyi deneyen merkez solu da ötekileştiren bir temelde meseleleri ele alma hatasına düşüyor. Evrensel düzeyde gelişen uzlaşıdan uzaklaşıldıkça, itibar kaybı yaşanıyor ve günlük yaşam içerisinde gündeme gelen acımasız eleştiriler, sendika / çalışan düşmanlığına da zemin teşkil etmeye başlıyor. Buradaki tehlikeyi sezinleyen merkez sol partiler, örgütlü işçilerin varlık sorununa dönüşen açmazları çatışmacılıktan uzak bir anlayışla ele alıyor ve ilkeli bir duruş çerçevesinde çalışanları hiçe saymayan çözümlemeler geliştiriyor. Bu çabalar, geniş kitleler tarafından algılandığı şekliyle dünyadaki değişimin hızına yetişemeyen sendikaların siyaseti dilediğince belirleyebilmesini beraberinde getirmiyor, partilerin içişlerine müdahale gibi algılanabilecek sağlıksız ilişki biçimlerini normalize etme hatasına dönüşmüyor. Çünkü bunun en temelde uzlaşıdan kopuşu ve solun iktidar alternatifi olamayacağı algısını doğuracağı, dünya görüşü sahibi siyasilerce göz önünde tutulabiliyor.

***

Biz ise UBP iktidarının devleti misyonundan uzaklaştırdığı yani diyalog ortamını berhava ettiği ve ekonomik büyüme ortak paydasında toplumsal varoluşu mümkün kılamadığı karanlık bir dönemden geçmekteyiz. UBP’den kurtulmak ve uzlaşıyı yaşatacak koşulları yeniden tesis etmek, toplumsal varoluşun olmazsa olmazına dönüştü artık.

Solda sentezciliğin duayenlerinden Hakkı Yücel, 20 Şubat tarihli yazısında sormuştu: “Kıbrıslı Türkler şuna karar vermek zorundadır: Mevcut olanı muhafaza etmek adına teslimiyetçi ya da radikal, duygusal tepkiler vermekle mi yetinecekler, yani savunmacı, dar alana sıkışan, bir reaksiyon toplumu olmakla mı sınırlı kalacaklar; yoksa, mevcut olandan olması istenene ulaşmak üzere sorumluluklar üstlenip risk alan, bu bağlamda duygulanımlardan öte toplumsal-siyasal iradesini kuşatıcı bir güç olarak harekete geçirip seçenekler üreten, hayatın bütün alanlarına müdahale eden, bir aksiyon toplumu mu olacaklar?”

Çalışanların, üreticilerin, esnafların, sanayicilerin ve işverenlerin mevcut hükümete gümanının kalmadığı koşullarda merkez solun bizde de tüm taraflarla diyalog geliştirebilecek bir iktidar yapılanmasını öngörmesi ve bunun için çalışması gerekmiyor mu?

Küresel piyasa koşullarının belirlediği hakikatler temelinde dış yatırımların önemini, kendi gelirleriyle kendi giderlerini karşılayabilecek bir yapıya dönük önlemler alınması ihtiyacını, Türkiye’nin politik kararlarımızı belirleme gücünün arttığını, makro ekonomik dengeler ve benzeri noktalardaki aşırı hassasiyetleri ve solun üreteceği projelerin maliyetinin iş çevrelerince karşılanamayacak kadar yüksek bulunması ihtimalini göz önünde tutarak ülkemizde uzlaşının yeniden canlanmasını sağlayacak transfersiz ve koalisyonsuz bir istikrar dönemini öngörmeli ve bunun için çalışmalıyız.

UBP iktidarında Türkiye’nin belirleyiciliği başta olmak üzere her türlü olumsuzluğun abartılı bir biçimde yaşandığı göz önünde tutulursa, ekonomik büyüme ortak paydasında tüm taraflarla diyalog kurabilecek bir iktidarın sadece emeği ve entelektüel sermayesi ile geçimini sağlayan kesimler için değil aynı zamanda işverenler için de bir velinimet olacağı iddia edilebilir.

İktidarın amaç değil araç olduğu bilinciyle popülizmden kaçınarak Hakkı Yücel’in sorduğu soruya yanıtlar aramak, UBP’den ve UBP ile özdeş zihniyetlerden kurtulmanın en önemli aracı olacaktır.

13 Ağustos 2012, Yenidüzen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s