Maliye Bakanı Serdar Denktaş kendi döneminde yürütülecek maliye politikasını genel hatlarıyla şu şekilde açıklıyor:

“Maliye Bakanlığı artık ekonomik bakış açısıyla hareket edecek. CTP, geliri artıracağım diyerek devletin bütün diğer mükellefiyetlerini öteledi, piyasaya para enjekte etmedi. Piyasaya para enjekte etmezseniz zaman içinde kamu gelirleri de düşer”.

Diyalog TV hazırladığı kısa haber videosunda Serdar Denktaş’ın kendi döneminde yürütülecek maliye politikasına ilişkin açıklamasına yer vermiş.

 

Bu politikayı yorumlayabilmek için öncelikle bir kavramsal çerçeve çizmekte yarar vardır.

Maliye politikasının amaçları şunlardır:

  1. Ekonomik istikrarı sağlamak,
  2. İktisadi büyümeyi ve kalkınmayı desteklemek ve
  3. Gelir dağılımında adaleti sağlamak.

Hem fiyat istikrarını hem de tam istihdamı ifade eden ekonomik istikrar enflasyonla ve işsizlikle mücadeleyi kapsar. İktisadi büyüme milli gelirin yıldan yıla artışı iken kalkınma ekonomik büyüme ile birlikte sosyal göstergelerin iyileşmesini ifade eder. Gelir dağılımında adalet ise milli gelirin kişiler veya üretim faktörleri arasında adil dağılmasını ifade eder.

Farklı iktidarların bu üç amaca ilişkin öncelikleri farklı olabilir ve buna bağlı olarak da bu amaçlara ulaşmak bakımından birtakım çelişkiler ortaya çıkabilir.

Örneğin iktisadi büyümeyi sağlamak adına sermaye gruplarının üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi düşük gelir gruplarının aleyhine bir sonuç verebilir ve gelir dağılımda adalet olumsuz etkilenebilir.

Maliye bakanları iktidarların vicdanıdır.

İktidarların bir amaca ulaşırken başka bir amaca aykırı hareket etmemesi gerekir ki maliye politikasını uygulamada zor kılan da bu durumdur.

Maliye bakanlarının çabası ile iktidarların çok dikkatli, ciddi ve gerçekçi hesaplamalarla ince ayar politikaları uygulaması mümkün olabilir.

Bu üç amaca ulaşabilmek için maliye politikasının kullanabileceği araçlar ise şunlardır:

  1. Kamu harcamaları,
  2. Kamu gelirleri,
  3. Kamu borçlanması ve
  4. Kamu bütçesi.

Kamu harcamalarının miktarındaki değişimlerle veya harcamaların kompozisyonundaki değişimlerle maliye politikasının üç temel amacına veya amaçlardan bir tanesine yakınlaşma sağlamak mümkündür.

Örneğin işsizlikle mücadele için genişletici maliye politikası uygulanması demek kamu harcamalarının miktarının artırılması demektir. Genişletici maliye politikası uygulamadan harcamaların kompozisyonunu değiştirerek örneğin düşük gelirli grupların sosyal hizmetlerle desteklenmesi de bir maliye politikası aracı olarak kabul edilir.

Kamu gelirlerinin başında vergiler gelir.

Burada da maliye politikası aracı sadece vergi oranı veya miktarının değiştirilmesi değil, aynı zamanda vergi türlerindeki dağılımın değiştirilmesi veya yeni vergi türlerinin konmasıdır. Söz gelimi enflasyonla mücadele için daraltıcı maliye politikası uygulanması demek vergilerin miktarının artırılması demektir. Ama aynı zamanda bazı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını artırmak ya da yeni vergiler uygulamaya koymak da bir maliye politikası aracı olarak kabul edilir.

Kamu borçlanması, her ne kadar devletin bütçe açıklarının finansman yollarından biri olarak görülse de, iktisadi ve sosyal amaçlar için de bir maliye politikası aracı olarak kullanılabilir.

Ancak burada sadece borç miktarının azalması veya artması değil, borcun vadesi ve / veya kaynağının tespit edilmesi de bir maliye politikası aracıdır. Mesela enflasyonun yüksek olduğu bir ekonomide fiyat artışlarını daha da körüklememek adına kısa vadeli borçlar yerine uzun vadeli borçların tercih edilmesi kamu borçlanmasını bir maliye politikası aracı yapar.

Kamu bütçesinde açık veya fazla verilerek de birtakım maliye politikası amaçlarına ulaşılabilir.

Açık bütçe, harcamaların gelirden fazla olması anlamına geldiğinden, genişletici maliye politikasını ifade eder. Fazla bütçe ise tersine daraltıcı maliye politikasını ifade eder.

 

KKTC’de maliye politikası

Her ülkede, söz konusu üç amaca dönük bu dört aracın nasıl kullanılacağına ilişkin uzun tartışmalar yapılır. Konuya duyarlı herkes ideolojik arka planına ve beklentilerine göre bu konuda görüş belirtir.

Ancak ülkeler salt fikirsel tartışmalarla değil somut veriler ışığında yönetilir. İktidarların başlıca sorumluluğu da budur. Fikirsel tartışmalardan azami düzeyde yararlanıp somut veriler ışığında ülkenin geleceğini inşa etmek!

KKTC’de uzun yıllar boyunca bu üç amaca dönük uygulanan politikaların günümüz itibarıyla ortaya çıkardığı somut bir tablo vardır.

İktidarlar bu tabloyu iyi okumak ve iyileştirmekle mükelleftir. Ancak bu sayede maliye politikasının üç amacına dönük dört aracın daha rahat kullanılabileceği bir manevra alanı oluşturulabilir.

Örneğin bütçe esnekliği manevra alanını etkileyen en önemli faktördür. Bütçedeki katı giderlerin genel giderlere oranı düşürülebildiği oranda bütçe kaynaklarının farklı şekillerde değerlendirilebileceği bir alan oluşturulabilir.

KKTC’de maaş ve maaş benzeri ödemelerin bütçenin yüzde 80’ine tekabül ettiği koşulların düzeltilmesi bütçenin esnekliğini artırabilmek bakımından hayatidir. Bunun için 2018 sonuna kadar bu kalemin yüzde 75’e düşürülmesi hedeflenmektedir.

KKTC’de her yıl onaylanan bütçe yaklaşık yüzde 8-10 açık öngörür. Evrensel normlara göre bütçe açığı yüzde 6’yı geçmemelidir. Bu da KKTC’de gelen giden tüm iktidarların aslında kamu harcamalarını genişletici maliye politikaları ile desteklediğinin bir göstergesidir.

Diğer yandan KKTC’nin kamu borç stokunun milli gelire oranı yüzde 173’tür. Yunanistan için 2015 sonu itibariyle bu oran yüzde 171, Kıbrıs Cumhuriyeti için yüzde 109, Euro Bölgesi için yüzde 83,5 ve Türkiye için yüzde 32,9’dur. Kamu borç stoku için evrensel norm yüzde 60’tır.

Demek ki kamu borçlarıyla ilgili de gelen giden tüm iktidarlar ülkemizde genişletici maliye politikaları uygulamış ve bu yolla kamu harcamalarını artırma yolunu seçmiştir.

KKTC maliye politikasının genel siyasetle ilişkisi

Kuşkusuz bu genel tablonun ortaya çıkardığı siyasi sonuçlar da söz konusudur.

KKTC’de uzun yıllar iktidarların genişletici maliye politikası uygulamaları sonucunda oluşan tablonun ortaya çıkardığı başlıca siyasi sonuç, Türkiye’ye mali yardım bağımlılığıdır. Kıbrıs Türk halkının siyasi tercihi ise mali yardım bağımlılığının ortadan kaldırılması, Türkiye ile iyi ilişkilerin devam ettirilmesi ve karşılıklı ekonomik ilişkiler sayesinde daha eşitlikçi bir ilişki biçiminin oluşturulmasıdır.

Teorik olarak dünyada gıda yardımı, finansman yardımı ve benzeri ilişki biçimlerinin artık demode olduğunu, yardım sağlayan ülkelerin, sağladıkları katkılarla kalıcı sonuçlara ulaşılmasını tercih ettiklerini, Türkiye’nin de KKTC’ye sağladığı mali yardımların orta ve uzun vadede KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesine katkı yapmasını tercih ettiğini özellikle vurgulamakta yarar vardır.

Demek ki KKTC’nin maliye bakanları da iktidarların vicdanı olmaları hasebiyle Kıbrıs Türk halkının ve bize mali yardım sağlayan Türkiye ile oluşturulan ortak hedeflerle  örtüşecek şekilde personel harcamalarını 2018’e kadar yüzde 75’e düşürmek, bütçe açıklarını azaltmak ve kamu borç stokunu eritmeye dönük hamleleri mümkün kılmak adına birtakım politikaları ön plana çıkarmak gibi bir zorunlulukla karşı karşıyadır.

 

CTP’nin uyguladığı maliye politikası

CTP, bu bilinçle, kendi ideolojik tercihlerini de göz ardı etmeden, ülkenin ihtiyaç duyduğu maliye politikalarını eksiksiz uygulamıştır.

Kendi ideolojik tercihlerimiz ışığında örneğin bütçe açıklarını azaltmak için kemer sıkma politikası uygulamayı hiçbir şekilde tercih etmedik. Kamu çalışanlarının hayat pahalılığı karşısında gelir kaybını önlemek amacıyla 6 aylık periyotlarda enflasyon oranında maaş artışları gerçekleştirdik.

2010-2013 döneminde UBP reelde ödenen verginin artması sonucunu doğuracak şekilde kişisel / özel muafiyetleri sabit tutarken, CTP piyasaları rahatlatacak biçimde kişisel / özel muafiyetleri artırmış ve bu sayede vergi mükelleflerinin ödediği verginin reelde artmasını engellemiştir.

Yine kendi ideolojik tercihlerimiz ışığında, dolaylı vergileri, kamu gelirlerinin enflasyon karşısında erimesini engellemek maksadıyla yapılan artışlar hariç, reelde hiç artırmadık. Bir başka deyişle, kamu harcamalarını desteklemek için yurttaşımızın cebine elimizi atmadık, zam yöntemine hiç başvurmadık.

Kamu gelirlerini artırmak için kayıt dışılıkla mücadeleyi yükselterek dolaysız vergilerin toplanma oranını yükselttik. Buna göre vergi oranlarını yükseltmeden (ek vergi koymadan) 3 yılda kamu gelirlerini yüzde 25 artırmayı başardık.

Artan gelirlerle kamu maliyesinin mükellefiyetlerini (piyasaya olan mükellefiyetler dahil) mümkün olduğunca hızlı yerine getirmeye gayret ettik.

İdeolojik bir tercih olarak gelecek nesillerin sırtındaki borç yükünü artırmadık. Tek bir kuruş dahi borçlanmadık. “Borç faizi ödemek temel hedefimizdir” dedik.

Hiçbir biçimde piyasaya olan mükellefiyetleri azaltmaya dönük bir çaba içerisinde olmadık ancak kamunun kendi harcamalarında, örneğin bakanlıkların idari harcamalarında yüzde 50’ye yakın bir tasarruf sağladık.

Bütçe disiplini kapsamında ise herkesçe kolay anlaşılabilecek bir söylem geliştirdik:

“Bütçede karşılığı olmayan harcama yapmamayı öğrenmek gerekir” dedik.

Bütçede ödeneği olmadığı halde yapısal bozukluklar nedeniyle kamunun gerçekleştirmek durumunda kaldığı harcamaları kontrol altına alabilmek için yapısal dönüşümün önemini her fırsatta ortaya koyduk.

Tüm bunların toplumsal değişimle ve kolektif bir bilinçle yaşam bulacağı göz önünde bulundurarak sabırla halkımıza tüm ilgili çevrelere evrensel doğruları ve bizim nasıl bir politika etrafında kenetlenmemiz gerektiğini anlattık.

CTP’nin maliye politikasını yönettiği dönemin ardından bugün maalesef hızla eskiye dönüş yapılmış ve toplumun eskiyi özlediği iddiası ile geleceğe yatırım yapan maliye politikası yerine gelecekten çalarak günü kurtaran maliye politikası uygulamaya sokulmuştur.

 

6-2001-03-19

Karikatür bütçe açıkları, kamu borçları ve yapısal bozukluklar nedeniyle bütçede karşılığı olmadığı halde gerçekleşen harcamalar ortada dururken, maliye politikasını oy hesapları ile çarpıtan eski siyaset anlayışını tasvir ediyor.

Batılı demokrasilerde hayvan figürlerinin kullanıldığı bu karikatürdeki gibi benzetmelere çok sık rastlanır.

“Yaşlı bir köpeğe yeni hünerler öğretemezsiniz” deniliyor bu karikatürde.

Yaşlı köpek olarak tasvir edilmiş politikacı, kazdığı çukurdan sakladığı eski kemiği çıkarıyor.

Kemiğin üzerinde “çarpıtılmış bütçe” yazıyor.

Biz kendi ülke koşullarımızda konunun muhataplarına ve makamlarına saygımızdan asla bu karikatürdeki gibi bir benzetme yapmayız. Yapılmasını da doğru bulmayız.

Karikatürde kullanılan figür bir tarafa, 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında tüm dünyada eski siyasetle yeni siyaset arasındaki temel fark, maliye politikalarının genel siyaset üzerindeki etkileri ile açıklanıyor.  

Ülkemizde de eski siyasetle özdeşleşmiş kimi isimler siyasette etkinliklerini koruduğu müddetçe bütçe gerçekliklerine rağmen iktidarların daha fazla harcama yaparak siyasi başarı elde edebileceklerini savunmaya, bunu uygulamaya, yeni siyasetçileri de kendilerine benzetmeye çalışmaya devam edeceklerdir.

Buna mukabil ülkede değişimi savunan ve siyasete güvenin yeniden tesis edilmesi için çaba sarf edenlerin vakumda tartışmalar yerine ülke gerçekleri ile uyumlu, ciddi ve güvenilir bir tavır içerisinde olmaları ve yapısal dönüşüme bağlı olarak kamu bütçesini güçlendirmenin önemini göz ardı etmemeleri, toplumsal geleceğimiz açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Bu tartışma hem bizim ülkemizde hem de tüm dünyada gerçek bir tartışmadır ve eski ile yeniyi, statükocularla değişimcileri ayırt etmeye yardımcı olabilecek yegâne enstrümandır.

 

Serdar Denktaş piyasaya enjekte edeceği parayı nasıl karşılayacak?

Şimdi;

Ülke gerçeklerine dönecek olursak…

Bütçe açığı sorunumuz var.

Kamu borç stoku ile ilgili gerçeklerimiz var.

Bütçede karşılığı olmadığı halde yapısal bozukluklar nedeniyle gerçekleştirilen fazladan harcamalar var.

Ve birileri çıkıp diyor ki, “CTP sert maliye politikası uyguladı, piyasaları ihmal etti, ben piyasaya para enjekte edeceğim”.

Üstelik yapısal bozukluklara ilişkin tek bir kelam dahi etmeden!

O halde adama sormazlar mı, “Bütçeye ilişkin tablo krizi işaret ederken siz piyasalara daha fazla para enjekte etmek için hangi kaynakları kullanacaksınız?”…

Toplumsal hedeflere rağmen kamu borç stokunu daha da mı artıracaksınız?

Dolaylı vergileri artırarak vatandaşın cebindeki parayı alıp kamu gelirlerinde artış mı sağlayacaksınız?

Kemer sıkma politikası uygulayarak kamu çalışanlarının maaşlarını düşürmek suretiyle piyasalara enjekte edecek yeni kaynak mı yaratacaksınız?

Ek bütçe yapıp bütçe açığını mı artıracaksınız?

Madem ki CTP döneminin maliye politikasını eleştirip bizim kaynakları yanlış kullandığımız imasında bulunmuştur, Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanı olarak bu somut sorulara somut cevaplar vermek gibi bir zorunluluğu vardır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s