Pozitif diplomasi

Çözüm umutlarının azalmasını ve Türkiye’nin kendi AB üyelik sürecindeki tıkanıklığı aşmaya dönük AB ile ilişkilerindeki çok yönlü dengelere bağlı olarak geliştirdiği birtakım dönemsel yaklaşımları fırsat bilip Kıbrıs’ta 2004 öncesine dönüşü önerenler vardır…

Çözüm müzakereleri sürerken içteki yapısal reformlara yoğunlaşma iddiası, açık ekonomiye geçişin ve demokratikleşmenin adım adım ilerletilmesini temel alır. Bu siyaseti doğuran ise çözüm irademize bağlı olarak bölgemizde küreselleşmeyi temsil eden AB ile kurulan pozitif ilişkilerdir.

Dünyadaki çağın gerisinde kalmış diğer sağ unsurlar gibi pozitif diplomasiden uzaklaşmayı önerenler dar ideolojik yaklaşımların AB ile ilişkilerimizin zemininin tamamen ortadan kalkması riskini doğurduğunu görebilmesi gerekiyor.

Türkiye Gümrük Birliği ile ekonomisini küresel sisteme entegre edebilmiş, oyunun kurallarını içselleştirmiş ve bu yolla ekonomik gelişmeye bağlı olarak “oyunda ben de varım” diyebilecek noktaya gelmiştir. Biz ise küresel sisteme entegre olma ve oyunun kurallarını öğrenme safhasındayız. Özgün bir duruş sergilememizi gerektiren bir dönemden geçmekteyiz…

Kıbrıs sorununun tıkandığı bu aşamada yapmamız gereken Türkiye’nin Gümrük Birliği sayesinde AB ülkeleri ile geliştirebildiği ekonomik ilişkilerin benzerini AB ile kurmanın yollarını arayıp bulmak ve AB’yi buna ikna etmek için pozitif diplomasiden asla ödün vermemektir…

AB ile pozitif ilişki kurabilmemizin şartı ise çok açıktır. AB, Kıbrıslı Türklerle kurduğu sınırlı ilişkileri “Kuzey Kıbrıs’ı çözüme hazırlamak” üzerinden şekillendirmektedir. Bu dar kanalı zorlamalıyız.

Müzakere masasında yaşanan tıkanıklık madem “bizden kaynaklanmıyor” ve aslında biz “çözüm isteyen tarafız” bizim buradan Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile ilgili bir ileri adımı talep edebilecek meşru zeminimiz doğmalıdır. Kıbrıs Türk liderliğinin bunu talep edebilecek “yüzü” olabilmelidir ilerleyen süreçte. Mali Yardım Tüzüğü kapsamında sistemimizi geliştirmemize dönük yardımların artarak devam etmesi için talepte bulunacak “yüzümüz” olacak mıdır 1 Temmuz sonrasında?

Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulanmasında çeşitli zorluklar ve engellemeler söz konusudur. Bunları aşmak için güneydeki ve diğer AB ülkelerindeki “müşterilerimizle” diyaloğu geliştirmek ve AB üzerinde gerekli yönlendirmelerin yapılmasını sağlamak adına iş çevrelerimizle birlikte geliştirilmiş bir lobi stratejisini gönül rahatlığıyla ve hep birlikte devreye sokabilecek miyiz?

Bölgemizde küreselleşmeyi temsil eden AB ile ilişkilerinde geldiği aşama bakımından bugünkü Türkiye’nin değil Gümrük Birliği’ni sağlayan Türkiye’nin yaklaşımları bizim mevcut durumdaki ihtiyacımızla örtüşmektedir. Bu analizi yapmaksızın ezberci bir yaklaşımla bugünkü Türkiye’nin tavırlarını örnek almaya çalışıp pozitif diplomasiden uzaklaşmamız “cin olmadan adam çarpma” deyimini akıllara getirir.

Bu öngörüsüzlük sadece Türkiye ile gelişe(bile)n ekonomik ilişkiler sonucunda uzun yıllar boyunca Rauf Denktaş’ın Kıbrıs’ta çözümün alternatifi olarak önerdiği sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan Türkiye ile bütünleşmeyi doğurur. Bizim tercihimiz ise küresel sisteme entegre olurken yapısal reformlarımızı tamamlamak ve Türkiye ile gittikçe artan karşılıklı “sevgisizlik” sorunumuzu da aşmaktır…

Gelinen aşamayı Avrupa Birliği de iyi etüt etmelidir. AB’nin kendi toprağı olan Kuzey Kıbrıs ile ilgili politikası güçlendirilmelidir. Eğer AB Kıbrıs’taki statükoyu benimsemiyorsa, Kıbrıslı Türklerle ilişkilerin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda Türkiye – Kuzey Kıbrıs ilişkileri ile eş değerdeki ve eş etkideki bir düzeye yükseltilmesi hedefine dönük ne yapacaktır? “Tek çözüm birleşme” ise AB elini taşın altına koymalıdır…

Küreselleşen dünyamızda bir halk uluslararası alandaki pozisyonunu güçlendirmek istiyorsa aktif ve pozitif diplomasi sürdürmenin şart olduğunu da görmek ve bilmek durumundadır. Halkımızın pozitif diplomasiden şaşanlara gönül rahatlığıyla “oturun oturduğunuz yerde” diyebilmesi ise pozitif diplomasiyi benimseyenlerin daha güçlü ve inandırıcı bir sesle “yapısal reformlar bizim işimizdir” diyebilmesinden geçmektedir…

19 Mart 2012, Yenidüzen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s