T.C. Teknik Heyet raporları, Türkiye Cumhuriyeti’nin iki adet dizel jeneratör alımı ve akıllı sayaç projesi ile ilgili görüşleri…

Ekim 2015’te Maliye Bakanlığı görevi bana tevdi edildikten sonra okuma fırsatı bulduğum T.C. Teknik Heyeti’nin Eylül 2015’te yayınladığı 2013-2015 Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı Dördüncü Gözden Geçirme Değerlendirme Raporu, enerji sektörümüzdeki gelişmeleri de detaylı bir şekilde ele almaktadır.

Bu raporda, genel itibariyle, 2013-2015 dönemi için öngörülen reformlara ilişkin değerlendirmelere yer verilirken, Sonuç ve Değerlendirme başlığı altında ise KKTC tarafının düşük performansına işaretle, güven artırıcı adımlar üzerinde durulmaktaydı.

Söz konusu güven artırıcı adımlar arasında, Mecliste bulunan ve (2015) yıl sonuna kadar çıkarılabileceği değerlendirilen yasalar sıralanmakta, Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılacak yardımların belirli objektif performans ölçütlerine bağlanması önerilmekte, iki ülke arasında yeni bir protokol imzalanacaksa o güne kadar gerçekleştirilmeyen yapısal tedbirlerin yeni programa dahil edilmesinin gereği üzerinde durulmakta ve en öncelikli olarak da KKTC makamlarına 7 Nisan 2015’te iletilen Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetlerarası Andlaşma’nın bir an önce imzalanması üzerinde durulmaktaydı.

Maliye Bakanı olarak raporu okuduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti hibe ve kredilerinden yararlanarak 2015 yılsonu itibariyle cari harcamalarda karşılaşılacak nakit açığı sorununu ortadan kaldırabilmek adına dönemin Başbakanı Sayın Ömer Kalyoncu ve parti üst düzey yöneticilerimizle görüşmüş, su konusunda önerilen anlaşmaya ilişkin görüş ve önerilerimizi somut bir biçimde Türkiye Cumhuriyeti’ne ileterek kamu maliyemizin karşı karşıya olduğu sıkıntıları aşmak adına girişimde bulunmamızın önemini aktarmıştım.

Bilahare, 24-25 Aralık 2015 tarihlerinde görüş ve önerilerimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne iletilmiş ve su yönetiminin KKTC Su İşleri Dairesi ve/veya (o günlerde kurulması planlanan) Su Kurumu’na bırakılması yönünde, T.C. tarafından önerilen anlaşmada gerekli değişikliklerin metne yansıtılması sağlanmış, kamu-özel işbirliği için yürütülecek ihalelerin Lefkoşa’da açılması hususunda anlaşmaya gerekli eklemeler yapılmış, belediyelerin kendi rızalarıyla sisteme girmeleri hususu anlaşmaya eklenmiş ve suyun yönetimine ilişkin toplumsal bir hassasiyet olarak değerlendirilebilecek temel konularda tarafların uzlaşmaya varması sonucunda süreç imza aşamasına getirilmişti. İçte yaşanan süreçlere bağlı olarak 2015 yılı tamamlanmadan imza aşamasına geçiş ise mümkün olamamış, buna bağlı olarak KKTC hükümeti 13. maaş ödemelerini 2016 yılının ikinci haftasında yerel kaynaklarla gerçekleştirebilmiş, 8-9 Şubat 2016 tarihlerinde Ankara’da dört Kıbrıslı Türk bakanın da katılımıyla taraflar anlaşma üzerinde bir çalışma daha gerçekleştirmiş, bu çalışmanın ardından KKTC tarafı bu kez Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yeni önerilerini Türkiye Cumhuriyeti tarafına sunmuş ve nihayetinde anlaşma 2 Mart 2016 tarihinde Başbakan Kalyoncu ile Başbakan Davutoğlu tarafından imzalanmıştı.

Söz konusu güven artırıcı adımların birincisinin hayata geçirilmesi 2016 yılının üçüncü ayını (Mart) bulduğundan, 2016-2018 dönemini kapsayacak Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolü’ne ilişkin imzaların atılması da doğal olarak gecikmiş, bir diğer güven artırıcı adım olan “iki ülke arasında yeni bir protokol imzalanacaksa o güne kadar gerçekleştirilmeyen yapısal tedbirlerin yeni programa dahil edilmesinin gereği” hususundaki tıkanıklık nedeniyle Mart ayı sonuna kadar protokol imzalanamadığından KKTC Maliyesi maaş ödemelerinde sıkıntıya düşmüş ve hemen ardından ise CTP-UBP hükümeti, UBP tarafından sonlandırılmıştı.

Yaşanan bu süreç / tecrübe, T.C. Teknik Heyeti’nin hazırladığı raporların iki ülke ilişkilerindeki belirleyiciliğinin anlaşılabilmesi ve ülkemiz siyasetine etkilerinin görülebilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti ile karşılıklı taahhütlere bağlı kalınması suretiyle sağlıklı ilişkilerin geliştirilebilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu hibe ve kredi desteklerinin etkin ve verimli kullanımının sağlanması ve yaşanan tüm tecrübelerden her iki tarafın da gerekli dersleri çıkararak ilişkilere yapıcı katkı sunmaya gayret etmesi, Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durabilecek bir sisteme kavuşabilmesi bakımından hassasiyetle değerlendirilmesi gereken hususlardır.

Bu bağlamda, 16 Ocak 2016 itibariyle ülkemize bir haftalık çalışma ziyareti gerçekleştirmekte olan T.C. Teknik Heyeti’nin 2016-2018 Yapısal Dönüşüm Programı’na ilişkin hazırlayacağı raporun da yine ülkemizde siyasetin seyrini etkileyebilecek bir içeriğe sahip olacağı öngörülebilirdir.

Ülkemiz siyasetine etkileri bu çerçevede ifade edilebilen T.C. Teknik Heyeti Değerlendirme Raporlarından bir tanesi olan Eylül 2015 tarihli raporda Enerji Sektörü başlığı altında ilgili dönemde ülkemizde yaşanan gelişmelere dair Türkiye Cumhuriyeti’nin tespitlerine de yer verilmiştir. İki adet dizel jeneratör alımı ve akıllı sayaç projesine ilişkin Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi görüşünden haberdar olabilmek bakımından söz konusu tespitleri incelemekte yarar vardır.

Rapora göre iki adet dizel jeneratör alımına ilişkin Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi görüşü şu şekildedir:

jeneratorler“Gerek 2015 yılı beklenen puant talebini karşılayabilmek, gerekse üretim maliyeti daha yüksek olan buhar santrallerini daha uzun süre yedek tutup dizel santrallerle üretime öncelik sağlamak ve bu sayede enerji üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla önceki hükümet döneminden yarım kalan dizel santral projesine devam edilmiştir. Bu kapsamda, KIB-TEK’e ait Teknecik Santrali’nin üretim kapasitesini artıran toplam değeri 13.980.000 € olan iki adet 17,5 MW gücünde (toplam 35 MW) dizel jeneratör alımı gerçekleştirilmiştir. 10 Temmuz 2015 tarihinde geçici kabulleri yapılıp devreye alınan santraller için peşin ödenen 1.000.000 €’ya ek olarak, santraller üretime başladıktan sonra bakiye tutar 36 eşit taksitte ödenecektir. Bu yatırımın, yıllık 20.000 ton fueloil tasarrufu sağlayacağı, dolayısı ile aylık taksit tutarlarının sağlanan tasarrufla karşılanacağı hesaplanmaktadır”.

Yine rapora göre Türkiye Cumhuriyeti’nin yürüttüğü değerlendirme çalışmaları kapsamında KIB-TEK’in hayata geçirdiği akıllı sayaç projesine ilişkin tespitler ise şöyledir:


sayaclar“Kayıp kaçağın azaltılması hedefi perspektifinde, tüm sistemdeki sayaçların değiştirilmesi öngörülmektedir. AB katkılarıyla gerçekleşen 20.880 adet sayaca ek olarak sırasıyla 11 bin, 33 bin, 36 bin ve 65 bin sayacın ihaleleri Mart 2015’te tamamlanmıştır. 8 Eylül 2015 itibariyle 92 bin sayaç değiştirilmiş, geri kalanının ise 2015 yılı sonuna kadar değiştirilmesi hedeflenmiştir. Sayaçların değişimi ile 2014 yılı sonunda yüzde 11 olan kayıp kaçak oranı yüzde 8’e (yüzde 5’i teknik kayıp) düşürülmüştür.

Sayaç otomasyon sistemi 21 Ağustos 2015’ten itibaren faaliyete geçmiştir. Söz konusu sistemde abonenin 2 aylık borcu depozit miktarının üzerinde olduğu zaman sistem otomatik olarak elektriği kesmekte, borç ödendiğinde ise açmaktadır. Kısa bir süre zarfında, ön ödemeli sisteme geçilmesi planlanmakta, böylelikle özellikle kısa dönemli kiracıların fatura ödememe sorununun önüne geçilmesi hedeflenmektedir”.

***

Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan ve geçtiğimiz günlerde CTP’nin de desteğiyle onay yasası Meclis’ten geçirilen KKTC Hükümeti ile TC Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma, elektrik sistemimizi arz çeşitliliği ve arz güvenliği yönünden güçlendirebilmek için bizlere yeni olanaklar sunmaktadır.

Söz konusu olanakları maliyetlerin düşürülmesi başta olmak üzere enerji alanındaki temel vizyonumuz ışığında en iyi şekilde değerlendirirken gerek iki adet dizel jeneratör alımı ile gerekse akıllı sayaç projesi ile somutlaşan yereldeki çabalarımızın devamlılığının esası teşkil etmesi gerektiği asla göz ardı edilmemelidir.

Salt Güney ve Türkiye ile enterkonnekte bağlantı sayesinde arz güvenliğinin ve arz çeşitliliğinin sağlanamayacağını, sistem güvenliğini esas alan çabalarımızın devamlılığı sayesinde KIB-TEK’in güçlenerek varlığını sürdürmesinin ve halkımıza en uygun maliyetlerle ve kaliteli, güvenilir hizmetlerin sunulmasının mümkün olacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

Bu toplumsal devinim içerisinde enerji sektörümüzün çağın gerektirdiği şekilde önünü açmak adına entelektüel ve / veya bilimsel yönden sürece katkı koyan her bir Kıbrıslı Türkün görüş ve önerilerinin büyük değer taşıdığı kimse tarafından göz ardı edilmemelidir. (Kendi görüş ve önerilerimi derlediğim Enerji Oyunu kitabının da enerji alanında yaşanmakta olan sürece naçizane katkısını dilemekteyim).

Siyaset kurumunun ise iktidarıyla ve muhalefetiyle, tüm bu görüşlerden yararlanmasının, hızlı kararlar üretmek ve bu kararları uygulamak suretiyle halkımıza hizmetlerini aksatmadan, gereksiz zaman kayıplarına mahal vermeden sunabilmesinin bir o kadar daha değerli ve anlamlı olacağı kanaatini taşımaktayım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s