Denk bütçe konusu

 

Genç TV’de yayınlanan Günün Getirdikleri programına telefonla bağlanarak 2018 bütçesi, denk bütçe ve kendi ayakları üzerinde duran bir sistem yaratma hedefini değerlendirdik. Sevgili Aysu Basri Akter’e konuya ilişkin görüşlerimi paylaşma fırsatı yarattığı için teşekkür ederim.

Telefon bağlantısı esnasına dile getirdiğim görüşler özetle şöyle:

Bakanlar Kurulunun Meclise sevk ettiği 2018 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısının onaylanmasına ilişkin süreç hala belirsizliğini koruyor. Bu konuda CTP olarak süreci hızlandırma ve seçim öncesinde bütçenin görüşülmesini olanaklı kılma yönünde sunduğumuz önerilere net bir yanıt alabilmiş değiliz. Öyle anlaşılıyor ki Başbakanın hükümet adına bütçeyi Mecliste onaylama yönünde bir iradesi ya da niyeti yok.

Yine de Maliye bürokrasisinin görevini eksiksiz yerine getirerek 31 Ekim itibariyle bütçenin Bakanlar Kurulunca onaylanıp Meclise sevk edilmesini sağlamış olması önümüzü görebilmemiz bakımından olumlu karşılanmalıdır. Seçimin hemen ardından yeni Bakanlar Kurulunun hızlıca gerekli değerlendirmeleri yapıp bütçeyi Meclise sevk etmesi mümkün olacaktır. Bütçe Dairesinin yoğun uğraşları sonucunda teknik yönden hazır hale getirilen 2018 Mali Yılı Bütçesinin en temel özelliği ise bütçe açığı öngörüsü içermiyor oluşudur. Bütçenin bu özelliği, seçimin ardından göreve gelecek hükümet tarafından da dikkate alınması gereken önemli bir özelliktir.

Diğer yandan, Sayın Denktaş’ın ifade ettiği denk bütçe olgusu ile bizim 2013 erken genel seçimleri öncesinde halka vaat ettiğimiz “2018 itibariyle yerel gelirlerle cari harcamaların karşılanabilmesi” hususu farklılıklar arz etmektedir. Denk bütçe ile kastedilen bütçe açığı öngörüsü iken bizim cari harcamaların yerel gelirlerle karşılanmasından kastımız Türkiye Cumhuriyeti’nden bütçe açığı için kredi kullanılmayacağı koşullara geçişin sağlanmasıdır. Nitekim Meclise sevk edilen 2018 bütçesinde Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarından yine 100 milyon TL düzeyinde bütçe açığına destek sağlanacağı görülmektedir.

Sayın Denktaş’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yer alan bir diğer dikkat çekici husus ise ilk kez kendi gelirlerimizden 80 milyon TL’lik bir kaynağın borç faizi ödemeleri için ayrılmış olduğu iddiasıdır. Bu iddia doğru değildir çünkü her yıl bütçede yaklaşık 200 milyon TL’lik bir borç faizi ödemesi öngörülür, bunun yarısının yerel gelirlerle diğer yarısının ise Reform Destek Ödeneğinden Türkiye’nin finans sektöründeki reformların tamamlanması karşılığında sunacağı kaynaklarla karşılanacağı varsayılır.

Özetle, denk bütçe çıpası önemli bir eşik olmakla birlikte yerel gelirlerle cari harcamaları karşılama hedefine odaklanıp, bunun da ötesinde dış mali yardımlara bağımlılığı azaltma yönünde somut projeler ışığında kararlılıkla ülkeyi yönetme, mali disiplin ve tasarruf politikasını ilkeli bir şekilde uygulama ve yapısal düzenlemelerle sistemimizi güçlendirme gibi temel sorumlulukları ön plana çıkarmamız gerekmektedir. 2017 yılı içerisinde yapısal sorunlar nedeniyle sağlık ve tarım gibi alanlarda bütçe kalemlerini aşan ciddi harcamalar gündeme gelmiştir.

UBP-DP hükümeti, 18 ay boyunca uyguladığı harcama ve gelirler politikasındaki tutarsızlık, mali disiplini terk etmiş olması ve hiçbir yapısal düzenleme içeren reform yapmayarak mali yapının güçlenmesine değil bilakis zayıflamasına sebebiyet vermiştir. Yapısal olarak Orta Vadeli Programa bağlı Orta Vadeli Mali Program hazırlayacağımız yeni bir düzene geçiş için Mali Yönetim ve Kontrol Yasasının hükümet tarafından geçirilmemiş olması, bu dönemde yaşadığımız zaman kaybını işaret etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s