
Akdeniz köyündeki Hasat Festivali’nde tezgâhların arasında dolaşırken, bir kavanozun, bir şişe zeytinyağının, evde hazırlanmış bir yiyeceğin arkasındaki emeği düşündüm. Alışveriş yaparken çoğu zaman yalnızca ürünü görüyoruz. Oysa burada onu hazırlayan insanla göz göze geliyor, elini sıkıyor, sohbet ediyorsunuz. Ürünün bir yüzü, bir hikâyesi oluyor.
Zeytin ağaçlarının arasında buluşmanın da başka bir duygusu var. Hayatın telaşı biraz yavaşlıyor. Yan yana oturmanın, ayaküstü konuşmanın, tanıdık bir yüzle karşılaşmanın tadına varıyorsunuz. Gençler, büyükler, üreticiler, ziyaretçiler… Bir köyün hayatına karışıyorsunuz.
Benim için bu ziyaretin özel bir anlamı daha vardı.
Celal Arap, henüz Ecolive kurulmadan hayallerini benimle paylaşmıştı. Şimdi onun kurduğu Ecolive’da, o hayalin etrafında buluşan insanları görmek beni duygulandırdı. Bir zamanlar konuştuğumuz düşüncenin bugün elle tutulur bir karşılığı vardı. Zeytin, zeytinyağı, emek ve insan…
Celal’i yürekten kutluyorum. Bir hayali kurmakla onu yaşatmak arasında sabır isteyen uzun bir yol var. Festivalde emeği geçen herkes, o yolun bir parçası.
Tezgâhlardaki ürünlere bakarken insan ister istemez düşünüyor: Bu emeğin hayatımızda daha fazla yeri olsa…
Akdeniz’in zeytinyağı otellerimizin sofralarına daha çok ulaşsa. Küçük üreticiler makinelerini, paketleme imkânlarını paylaşarak masraflarını hafifletse. Evinde üreten bir kadın, ürününü satabileceği düzenli bir pazara kavuşsa. Köyünde kalmak isteyen bir genç, toprağa emek vererek geçimini sağlayabileceğine güvense.
Bunlar gündelik hayatın içinden, karşılığı olan beklentiler. Üreticinin gelecek hasada biraz daha güvenle hazırlanması, verdiği emeğin karşılığını alması demek. Bizim içinse soframıza geleni tanımak, yaşadığımız toprakla bağımızı korumak demek.
Elbette bütün bunların başında doğa var. Zeytinin bereketi; toprağın sağlığına, suya, ağacın bakımına bağlı. Bugünün hasadını kutlarken gelecek yılların hasadını da düşünmek gerekiyor. Çocuklarımıza bırakacağımız şeylerin arasında yaşayan köyler ve ürün veren ağaçlar da var.
Akdeniz’den aklımda insan yüzleriyle ayrıldım. Tezgâhının başındaki kadınlar, sohbet ettiğimiz üreticiler, el sıkıştığımız dostlar…
Bir de Celal’in yıllar önce paylaştığı hayal vardı.
O gün dinlediğim hayalin bugün böylesine güzel bir buluşmaya dönüşmesini görmek umut verdi. Bu topraklarda hâlâ hayal kuran, çalışan, üreten insanlar var. Onların emeğine hayatımızda daha çok yer açtıkça, geleceğe duyduğumuz güven de büyüyecek.





