Kıbrıslı-Türkiyeli çatışmasını AK Parti mi körüklüyor?

Geçtiğimiz hafta bir karikatür tartışması yaşadık.

Olayın siyaseten demokratik anlamda tartışma ya da hak arama, haksızlığa karşı çıkma, farklı görüşleri ifade etme maksatlarıyla değil düpedüz toplumda çatışma ve kamplaşma yaratma niyeti ile tetiklendiği anlaşıldı.

Bir siyasi partinin başını çektiği grup karikatürün yayınlandığı gazetenin önünde eylem yaptı.

Grup içerisinde Milli ve Manevi Dayanışma Derneği de vardı.

Kendini Kıbrıs Ak Parti Temsilcisi diye tanıtan bir zat, katıldığı bir televizyon programında bu derneğin AK Parti’nin siyasi çalışmalarını yürütmek üzere kurulduğunu açıkladı.

Eylemi tek bir TV Kanalı izledi.

Bu kanal yine AK Parti’nin propagandasını yürüten A Haber’di.

Karikatür sanatçılarının kimi ya da neyi eleştirirlerse eleştirsinler, özgürlüklerinin bastırılmasının doğru olmayacağını açıklayan siyasiler Kıbrıs’ta pek de alışkın olmadığımız tepkilere maruz kaldı.

Özgürlük vurgusu taşıyan siyasi açıklamalar, galiz küfürlerle karşılandı.

Bunlardan bazıları şöyle:

  • “Lan şerefsiz sahtekâr… Siz de hainsiniz… Yargılanmanız gerekir!”
  • “Soyun sopun belli senden ne beklenir ki?”
  • “Babasının oğlu. O da Türkiyeli düşmanıydı normaldir kanında var”
  • “Türkiye’nin parasını yiyen densiz seni… Daha bakanlık yaptın”
  • “Yavşak”
  • “Babasının oğlu piç”
  • “Beslemeler iş başında”
  • “O zaman belanı versin Allah”
  • “Sen konuşmadan önce aynaya bak yüzündeki düşmanlık dışarı sızıyor”
  • “Bonzaiyi sağlam çekti gene”.

Sosyal medyada halen aktif belediye başkanlığı ve milletvekilliği görevlerini yürüten siyasilere bu galiz küfürlerle saldıranların kim olduklarını merak edip tek tek sosyal medyadaki profillerini inceledim.

Bir tanesi takma isim kullanmış. Hesabın ismi, “Osmanlı tokadı”.

Bir tanesinin ismi İsmail Kahya. Profil resmi Türk bayrağı. Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi mezunu. Kıbrıs Vakıflar Bankası’nda memur.

“Lan şerefsiz sahtekâr” diye söze giren, sosyal medya hesabının künyesinde, “Allah’a bin şükür ki Türk’üm” diyerek kendini tanıtan Korsan Cevdet isminde birisi.

“Yavşak” diyen İskeleli Oktay Güney. Esnaf. Sosyal medya hesabının künyesinde kendini şöyle tanıtıyor: “Bir tek Allah’a inanın gerisi inanılacak gibi değil”…

“Babasının oğlu piç” diye yazan Sefer Topuz, Cengiz Topel Hastanesinde ambulans şoförü. Yeşilyurt’ta yaşıyor.

“Türkiyeli düşmanlığı kanında var” diyen ise Gazimağusa’da yaşayan, Namık Kemal Lisesi mezunu, KTFF’de çalışmış Ramazan Dağal.

Tüm bu galiz küfürler bana İslam âlemindeki bir tartışmayı anımsattı.

Bu âlemde bazı örümcek kafalıların demokrasiyi haz etmediği biliniyor.

Hilafeti savunuyorlar.

Demokrasiyi insan icadı olduğu için reddediyorlar.

Onlar için Allah’ın kuralları vazgeçilmezdir.

Bundan ötürü insan icadı olan demokrasi bir küfür nizamıdır!

İslam âleminde Allah’ın hükümlerinin tam tersini İslam diye satmaya çalışanları eleştirenler elbette çoğunluktadır.

Ancak ülkemizde demokrasi ve ifade özgürlüğünü ayaklar altına alan bu galiz küfürleri edenlerin Türk-İslam sentezini kendilerine bayrak edinmiş olmaları son derece rahatsız edicidir.

Ülkemizde yaşayan, yurttaşımız olan, bazıları kamu görevi de yürüten bu insanların beğenmedikleri fikirlere karşı görüşlerini özgürce paylaşmaları bir zenginlik sayılabilir ancak küfür siyaseti kesinlikle bizi ileriye taşımaz.

Olayın bütününe bakıldığında ise bu çatışma ve kamplaşma yaratma siyasetinin AK Parti tarafından desteklendiği görüntüsü rezaletlerin en büyüğüdür.

Genele şamil olmasa da Kıbrıs’ta görevlendirilen Türkiyeli bazı memur ve bürokratların ve hatta aile bireylerinin dahi müdahil edildiği bu ötekileştirme, aşağılama ve hiçleştirme siyaseti hiç de hayra alamet değildir.

Amiyane tabirle, sabırlar taşmakta, Kıbrıs Türk halkı içerisinde akıl yerini hızla duygulara bırakmaktadır.

Bu kamplaşma ortamında sosyal dışlanmayla mücadelede de başarıya ulaşılamaz; bazı kişi veya grupların toplumla bütünleşmesini sağlayacak sivil, politik, ekonomik ve sosyal haklara ulaşamama sorunları da bu metotla ortadan kaldırılamaz.

Üstelik Türkiye ile iyi / sağlıklı ilişkilerin öneminden söz edecek olan siyasilere de bu ortamda sadece gülerler.

AK Parti yönetimi aklını başına toplayıp Kıbrıs’taki faaliyetlerine ilişkin kendine çekidüzen vermezse kısır tartışma ortamı büyüyecek ve hiç içinden çıkılamaz bir hal alacaktır.

Onuru zedelenen, mağdur durumuna düştüğünü hisseden birey ve toplumların rasyonel tepkilerle meseleleri ele alması beklenemez.

Bizden uyarması…

Kıbrıslı-Türkiyeli çatışmasını AK Parti mi körüklüyor?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s